<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217</id><updated>2012-02-16T14:45:27.420+02:00</updated><category term='AŞK'/><category term='aile'/><category term='huzur'/><category term='kabak'/><category term='bayramlık'/><category term='illustrasyon'/><category term='hayal'/><category term='gelenek'/><category term='meslek'/><category term='SEVGİLİLER GÜNÜ'/><category term='YAŞAMA DAİR'/><category term='kitap'/><category term='EVLİLİK'/><category term='ÖZEL GÜNLER'/><category term='masal'/><category term='hamur işi'/><category term='ram'/><category term='yeni yıl'/><category term='SEVGİ'/><category term='yetenek'/><category term='tamek'/><category term='pizza'/><category term='kurban'/><category term='unlular'/><category term='sebze'/><category term='yarışma'/><category term='yazı'/><category term='hayat'/><category term='bayram'/><category term='desthuş'/><category term='Asus'/><category term='yemek'/><category term='ocz'/><category term='çocukluk'/><category term='öykü'/><category term='üzüntü ve muz kabuğu'/><category term='börek'/><category term='dolma'/><title type='text'>kedi sofrası</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>18</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-7943249133744395324</id><published>2010-08-08T07:00:00.003+03:00</published><updated>2010-08-08T07:20:35.780+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AŞK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='illustrasyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayal'/><title type='text'>Bağ Bozumu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/TF4cX92AsTI/AAAAAAAAAUo/3hhYIllwpb0/s1600/00301.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" bx="true" height="230" src="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/TF4cX92AsTI/AAAAAAAAAUo/3hhYIllwpb0/s320/00301.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;(İllustrasyon:&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.americanartarchives.com/pogany,w.htm"&gt;Willy Pogany&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;1913 te londra baskılı &amp;nbsp;kitabın en sevdiğim karelerinden biri. Masal okumayı sevenler için "Türk peri masalları" olarak 1991 yılında Engin Yayıncılık tarafından 2 cilt olarak basıldı. Halen piyasada yada sahaflarda bulmak mümkün. Bağzı öyküleri yarım olması sizi üzmesin, çok keyifli masallar var. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;1901 basımı başka bir tane daha lakin onu henüz göremedim. ingilizceden türkçeye ne yazıkki ilk basımından kalan sayfalarla bukadar çevrilmiş.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Kitabın Adı: &lt;a href="http://ftp.fortunaty.net/com/sacred-texts/asia/ftft/index.htm"&gt;Forty-Four Turkish Fairy Tales&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Derleyen.Dr. Ignácz Kúnos&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;kitabı hazırlayan : George G. Harrap)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;span style="color: #f1c232;"&gt;Aslında kitabı resimleyen sanatçıdan bahsedecektim, ama kitap daha mühim geldi. İnternetten nasıl olsa ressam hakkında epeyce bilgi bulursunuz. &amp;nbsp;Sonra yemekte yapacağım ama&amp;nbsp; yarım öyküm ile biraz oyalanalım :)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;“Bir kadeh şarapta, yılın tozunu ve yılın gölgesini yudumlarken yine geçmişin ellerinden zevk alırız.”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;I.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Yeni tadılacak fıçıda elenen, süzülen şarapta bazen küf tadı alırsınız. tam bozulmamıştır lakin tadıda beyhude.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Biraz ahşap; biraz üzüm. Hayat geçer kafanızdan, bir ekşimeyi, vukuatı veya nihayeti koklayıp hüzünlenirsiniz usulca. Ahşabın tadı bizdendir. Üzümün tadı ise hayatta meşgale. Fıçıya basıp bize yakın olması beklenir üzümden. Bizim gibidir bakarsanız bağın kenarından, tane tanedir. Var olmaya, olgunlaşmaya, şerbetlenmeye heves duyar, güneşi, suyu sever. Mevsimin ne getireceğini bağcıda bilmez, bağda. İş şaraba gelince; nihayettir ve haktır bizce. &lt;br /&gt;
&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Bedene efkârı çağırır kadehler. Gevşerken beden, düşler dolanır geceyi. Toplayıp hece hece kelimeleri şaire şiir, âşıklara tılsım sarhoşluk. Tanrılar sarhoşken yaratmış olmalılar geceyi. Ya da şarap için sermişler bu denli süsü, yıldızı, ayı . Efkar sızarken içimize, susayan gönül hicivde saklar sevgiliye söylenecek kelimeyi. Sebep gerekmez sarhoş olmayı bekleyen geceye. Düşlerseniz şarabı yapan elleri; yaşayacak bir günü daha olsa yine bağa gider, çapa vurur, yaprak toplar, bağ budar, bağ bozardı sanırım. Bağda doğmuş olsa gerek anasının sütünden evvel üzüm suyu kaçmış genzine. Ondandır, ya da nice narin ayaklar şarabın ehlimidir bilinmez; Aşkın mihrabını düzeltir usuldan. Tadı eski, bilmecenin sahibi kadar eski. Bilmece demişken;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha güneşti, buluttu. Şu yoldan kağnı usulca süzüldü sokaklara; bir yokuş yordu öküzü, yükü pahaydı. Küçük kızı süzdü yanından geçerken. Yükü daha ağır geldi, sanki göçmek istemezdi ya da helal dilenmekti şu küçük bedenden.&lt;br /&gt;
Tepenin ardına varana dek susmadı ağıt. Adımları küçüktü, tutuktu. Yüreği hıçkırıklarda sessiz. Göçenin bilir tarafları, bilmez yolları ezdi. Varacağı yer gurbet değildi. Gurbet toprak mı? Bu soruyu da saklayalım; yiğitliği belledi belleyeli sırtından düşmeyen kağnı ardından sürüklenir gelirdi. Nimran yanında yürür kâh yularını çeker kâh nodulu dürterdi böğrüne. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâfir diye geçirdi içinden. Hiç acıması yok mu gâvurun. Oysa yavrusuna nede sevecen ve de yufka bakar. Nihayeti ağır usul geceyi etti yollar. Bir tutam çalı çırpı ateş yakmak için, biraz öküze yem. Şarapla ıslatılmış birkaç dilim ekmek. Sonrası ateşin karşısında efkar ve sarhoşluk. Gün güzeldi, gecede yıldız. Göğü seyrederken uyuya daldı. Kim bilir hangi günün hayaliydi, rüyasına misafir. Ateş söndü söndükçe öküze daha bir sokuldu nimran. Sabah üşütürdü. Bilinmeze bakamak gibi yeni güne bakmakta titretirdi bedeni. Güneş doğmadan evvel iyice sokulurdu Nimran, kara bedene. Öküzde biraz olsun nasiplenirdi küçük bedenin sıcaklığından. Şimdi dosttu gündüz yine bey olacak itip kakacaktı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kara Cümbüş göğe baktı Nimrana baktı. İlk sevdayı düşledi ilk günü yordu kafasında. Filozofca ilk şarabıda taktı hikayenin ecerine . Evvelde insanı oturtamamıştı hayatın içerisine, şaraba değin. dünya düzeni; Şarap için şarapta var insan. Birlikte var oldular, birlikte yazdılar bu dünyaya zamanı. Tanrılara sundular, tanrıları. Yinede bir garip duruyordu insan oğlu bu dünyanın üzerinde. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha bir gün olmuştu yola çıkalı; nedense yıllardır yürüyor muşça alışık ve yorgundu ayakları, kara cümbüşün. İnsan kısmının yükünü taşımak ne zormuş meğer. Aşını, yemişini; Tüysüz tuhaf bedenini taşımak ne denli zorsa o denli ağırmış ve anlaşılmazmış tavırları. Gece geçmiş, yediği lokma otla günü savmış daha yeşil topraklara bakmayı beklerken, daha kuru daha sert topraklara bakar olmuşlar. Güneş dikmiş ve yakarmış tozu, toprağı yüzlerine bulayan rüzgar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kağnının sesi inletirken dağı yamacı bir başka ses daha yok. ne Nimran’dan nede kara cümbüşten. Düşü uyumuş gibi ne düşündüğünü bilmeden sessiz bir iniltinin içine çekiliyormuşça menzilsiz ilerledi bir adım bir adım daha... &lt;br /&gt;
Karacümbüşün acıktığı aklına geldi. Etrafına bakındı yeşil bir şeyler aradı ama yok ve yoktu. İrkildi birden kendine geldi. Açlık işte tüm kulları kendine getirmez mi? ( Bizim kulluğumuz tanrı kulluğu değil soranlara aklında bunu gezdirenler varsa diye söylüyorum. Ki tanrı bir öküzün kulluğunu neyler oda ayrı bir mevzu.) Nihayeti toprak çoraktı çatal çatal yarılmış uçsuz bucaksız bir yokluk gibi.......&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;II.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevmemiş Taze kız hayatında ama sevilene gebeymiş ömürde. Sıkıca sarıldığı birkaç sayfayı yüreğine basarak uyurken, sevdasını rüyaya çağırmakmış maksadı. Sabah kalktığında yüzündeki mutu paylaşırmış hatırlamasa da rüyalarını. Hangi romana ait olduğunu dahi bilmediği; okudukça içini acıtan sözlerle ya da yüreğine koca boşluklar çizen cümlecikleri çizerken kafasında, kapıdan girip o sözleri sarf edecek adamı süzermiş gönlünde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yolların bu denli ezdiği yorduğu beden ne kadar heybetli olabilirse o denli heybetli. Durup karşısında bekleyene, dinletmek dillendirmekmiş umut. Gelip yüreğini öpecek ona avuntu edip, bende sevdim diyecek masanın bir ucunda otururken kadınını süzerek. Hiç kelime etmese de bakışları yârinin gerdanını süsleyen örgü saçların katlarını sayacak bir bir. Ve doğan günde olacak umut.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçip ocağı karıştırmış usul çıtırtılara seyir edip. Hayale bir ders daha katmış. Babasının aksayan ayağını duyup ayılmış kordan heceden. Bir somun çıkarmış masanın üstüne bir kâse süt. Gün ışırken nede yorgun oluyor beden; biraz taze, biraz buruk. Sessizce oturup kahvaltısını yaparken güneş gözüne batarmış Taze kızın. Sonu olmayan hikaye yüreğinde başka diyarlar gezmiş, başka yüzler çizmiş ocağın koruna, isine. O yüreğini koyacak köşk araya dursun , kış ezberden baharı izlemiş usul usul. Avluları dağın yamacına bakarmış gözün alabildiğine; uçmak istermiş her süzüşünde çayırı, karı. Bir kanat çırpmakmış aradığı birde üç beş yaprağa sığdırdığı sevda. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nicedir kimsenin hükmü sürmezmiş burada niceyle kavim gezmezmiş burada. Birkaç keçinin inadı yorarmış günü bir o yamaca koşar bir bu yamaçta otlarmış oğlağı. Çeyrekten kısa azdan çok kitabın tadına bakacak olsalar sopayı yerlermiş taze kızın elinden bellerine. Oysa kuru otları yerken ses etmezmiş tatları daha leziz olmasına rağmen. Hatta bir keresinde bir kısmı nasip olmuş topal necibin diline. Beline inen dalın acısına değmiş doğrusu. Diğer boynuzlulardan bir fazlası varmış artık anlatacak, topal ayağının yanı sıra. Anlatmış hiç esirgemeden saklamadan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
” Bir diş tuttum ağız dolusu değil, ama çiğnene bilecek kadar. Dilimin üzerinden şöyle bir geçirdim, ıslanınca dağılır gibi oldu, sonra yapışır gibi damağıma. Bir hece gırtlağımdan çıkarmışça böğürtü çıktı yutkunmayla beraber. Ama tadı ottan samandan farklı gibi pek sezemedim. Bir dahakine daha fazla dolandıracağım dilimde.” Her seferinde birazcık daha dalana budaklana büyüdü cümleler hatta biraz daha yorsa o kitapcağızdan daha fazla kelime edecekmiş. Eve gitme vakti gelince topal ayağına aldırış etmeden hoplaya keyiflene inermiş yamaç aşağı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eve vardıklarında evin avlusunda bekleyen babanın seslenişine koşarmış topal necip. Öğlenden arta kalan azıktan bir lokma alıp kendine benzeş çıkarırmış babanın aksayan ayağını. Bir iki selam edip ağılın yolu bulmak kalırmış; akşam oğlakları etrafına alıp. Anlatırmış bildiklerini yaladığı üç beş kelimeye on uda katıp anlatmaya koyulurmuş. Bir öncekinden daha kuyrukluca ama zihnin derinliklerinde oynayan kelimelerle yalansız ve de bilmiş. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
( Bir ruh hali sürekli ertelediğim. Sarhoşluk veya boşluk diyeceğim. Bir gün ulaşmayı umduğum belki de sevdalarımdan kurtulduğumda ulaşa bileceğim bir hal. Sevdalarımdan kurtulmak diyorum; onlarla öyle meşbu iken ne sarhoşluğa nede boşluğa adım atabiliyorum. Düşününki her şey orada; tüm iyi fikirler sarhoşluğun içerisinde gizli. Pırıldayan yüzlerce gün, yüzlerce tohum. Hangisine avuç açarsanız açın dolup taşacak, yüküyle sizi ezecek. Adamlıktan çıkaracak. Ceplerinizde dolu küfürlerle dolaşacaksınız ortada ve kimse deli’den öte diyecek başka mizan bulamayacak. En fazla şeytana etiklerini edip kuyruk koyacaklar yanınıza. Siz cehenneminizde volta vurup tutunacak dal ararken ben boşlukta tutunmaksızın alabildiğine yankılarda salınacağım.) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gayrı uyuma vakti. Beşer işte bedeni biraz uyusun ki kendine varsın tavrı. Biraz rüya görüp hayra yorsun günü. Ezberleri gönlünün bildiklerini bir daha sorsun geceye. Karabasana karşı dursun beden. Gecenin efesi, kuzgunu kimmiş bellesin ay ile gök. Başının altına döşek olsun cümbüş ve yorgan olsun yıldızlar. Titredikçe sevdasını özlemini iyi bellesin kul. Nihayet gelmeden beşere bir sınav daha versin beden. Alışsın kara cumadan suskun ötre ye; lam ı mim i ezberlemeden bir sille eksik gitmesin menzile. Ve bilsin günün hayrının onu yorduğunu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-7943249133744395324?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/7943249133744395324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=7943249133744395324' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/7943249133744395324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/7943249133744395324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2010/08/bag-bozumu.html' title='Bağ Bozumu'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/TF4cX92AsTI/AAAAAAAAAUo/3hhYIllwpb0/s72-c/00301.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-6609016238457612573</id><published>2010-03-12T13:38:00.004+02:00</published><updated>2010-03-20T03:46:57.157+02:00</updated><title type='text'>Cemre yola düştü!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.istockphoto.com/file_closeup.php?id=12368279" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S5onZaFdJ6I/AAAAAAAAAUY/6An_ElmcG-4/s200/P1018652.jpg" vt="true" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Cemre yola düştü. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ne suya, nede toprağa. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Baharla yola buladı bu yıl. Bize de bu abayı giymek, yol etmek, insan bulmak kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hemen koşturmaya daldık. Kolay değil taze olana varmak, baharı yakalamak. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ardını görmeden bir adım bir adım daha. Hiç bakmayın geriye lakin, koyun yaprakları bir iki kitabın arasına. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Tekrar okuyana dek beklesin kitabın kokusu işlesin damarlarına. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Başkası kelimelerde bulup, kendi eskilerine yorsun. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Şehrin masalı biterken başka şehrin masallarına uyusun martılar. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Pek hevesli değil efendi bu kurmaca, bırakın ömrünce gezsin, &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu dünya laneti madem terazide, &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;kul az daha günaha batsın. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Günde doğsun güneş ve kadehle huzura avunsun gün. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Günahtan bahis eziyet değil bilakis keyfe kedere; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;bir dolsun bir boşalsın kadehler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Aşk olsun; nur olsun. Yeni mekana selam ederken,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;kalan dostların kesesinde özlem, aşk olsun masada unutulan.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Birde nur olsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-6609016238457612573?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/6609016238457612573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=6609016238457612573' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/6609016238457612573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/6609016238457612573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2010/03/cemre-yola-dustu.html' title='Cemre yola düştü!'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S5onZaFdJ6I/AAAAAAAAAUY/6An_ElmcG-4/s72-c/P1018652.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-8014533502878347157</id><published>2010-02-15T09:23:00.004+02:00</published><updated>2010-02-15T16:59:29.496+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YAŞAMA DAİR'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SEVGİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EVLİLİK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖZEL GÜNLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AŞK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SEVGİLİLER GÜNÜ'/><title type='text'>sevgili zamanı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S3j2Q08v-AI/AAAAAAAAAUQ/RFp-Bv6BDls/s1600-h/kets.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ct="true" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S3j2Q08v-AI/AAAAAAAAAUQ/RFp-Bv6BDls/s200/kets.jpg" width="138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bir sevgili zamanı daha geldi geçti. Sevgilinin, sevginin zamanımı olur. Dün bu kadar hoyrat, yarın bu kadar vakurken, sevgiyi anda yaşayıp, aşkı zamana yaymak lazım.&lt;br /&gt;
Koynuna alıp, bir güzel rüyaya sarmalamak koklamak saçlarını okşamak... Sevginin tarifi de olmuyor işte az acı biraz tatlı. &lt;br /&gt;
Ezberletilmiş sözler, belletilmiş ilişkiler, şimdiki şarkılarda ne kadarda fukara. Eski aşklar lazım, eski şarkılar,&amp;nbsp;eski bayramlar gibi diyeceğim, oda siyam oda ezber olacak. &lt;br /&gt;
İyisi mi kendi hayrını, tezgahına bırakıp yaşayalım, ne getirir bakalım. Şimdiye dek getirdiklerinden pek hoşnut um. Bir küçük maymunum birde mutfak perim var kucakları sevgi dolu, bakarlar gözüme. &lt;br /&gt;
Biraz yorgunum. Tatlı bir yorgunluk. Koynumda bir kadın elimde bir çocuk; mırıldanarak geçiyor zaman. Bir sevgi günü geçti, bin sevgi günü sizin olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-8014533502878347157?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/8014533502878347157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=8014533502878347157' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/8014533502878347157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/8014533502878347157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2010/02/sevgili-zaman.html' title='sevgili zamanı'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S3j2Q08v-AI/AAAAAAAAAUQ/RFp-Bv6BDls/s72-c/kets.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-942771806030474080</id><published>2010-02-03T05:10:00.008+02:00</published><updated>2010-02-03T08:42:07.839+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yetenek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unlular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamur işi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pizza'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelenek'/><title type='text'>yaşasın pizza</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jvQjeX9kI/AAAAAAAAAUI/21ep-1T1vqw/s1600-h/Untitled-sde+png.png" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" kt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jvQjeX9kI/AAAAAAAAAUI/21ep-1T1vqw/s320/Untitled-sde+png.png" width="305" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geçen hafta Swiss otel izmir in pizza kursuna katıldım. Güzel ve eğlenceliydi . Güzel insanlar vardı. uzunca süredir yaptığım yiyecekleri koyamıyorum blog a. Sebebi geniş, açlıktan gözümüz döndüğü için bir çırpıda yiyip bitiriyoruz. fotoğraf çekmeye zaman kalmıyor. yada ortam ve zaman buna müsait olmuyor. pizzanın başına gelende yine bu oldu . Yapıyorum fotograf çekmeye fırsat olmadan bitiyor. Kızların evde olmadığı bir gün tek başıma yapıp çekeceğim fotoğrafları. şimdilik fotoğraflar kursta tanıştığım yılın yeni babası &lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.cinardibikoyu.com/"&gt;Levent Sürücü&lt;/a&gt; nün. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha öncede pizza yapıyordum lakin, küçük bir iki ayrıntıyı atlıyordum. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Atladığım noktalar:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
-Kurumaya kullanmayın. Hamur lezzet ve kıvam olarak aynı olmuyor.&lt;br /&gt;
-Hamura sürülen domates sosu ben pişiriyordum. Pişirmeyin.&lt;br /&gt;
-Malzemelerin bir kısmının daha önceden yarı pişirilmesi gerekliymiş. Ben pişirmiyordum. Doğal olarak çiğ kalıyorlardı. &lt;br /&gt;
-Peynir mozerella sız olmuyor. Kaşarlar ve diğer peynirler fazla&amp;nbsp;kuru ve yağlı geliyor. Mozerella ile karıştırılması öneriliyor. &lt;br /&gt;
-Rokfor peynir ise galiba İtalyan pizzanın kralı onsuz sofra eksik kalıyor. &lt;br /&gt;
-pizzaları nasıl yuvarlak açıyorları dert etmiştim kendime. dert etmeyin.bir tabak yardımı ile yuvarlak hale getirebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Diğer husus sofrayı fırına yakın kurar sanız. yemeğe eşlik etme şansınız oluyor. Aksi taktirde sofra ile fırın arasında mekik dokumaktan helak olabilirsiniz. Kursta elimi bile sürmedim. bol bol yedim:)&lt;br /&gt;
Yada evinize bir taş fırın yaptırıp topluca pişirip şarap pizza partisi verebilirsiniz. &lt;br /&gt;
tarife geçelim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Hamuru :&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jmkPM4WaI/AAAAAAAAATQ/Ks7g6giLR-M/s1600-h/001.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jmkPM4WaI/AAAAAAAAATQ/Ks7g6giLR-M/s320/001.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
500 gr Un, 220 ml Su, 10 gr Yaş maya, 1 T.kaşığı Şeker, 1 Ç. Kaşığı Tuz, ½ fincan Zeytinyağ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Hamurun Hazırlanışı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Un genişçe bir kaba alınır. Yaş maya elle ufalanarak içine katılır.Şeker ve tuz ilave edilir. Oda sıcaklığında su içine yavaş yavaş katılır. Hamur iyice yoğrulup üstüne nemli bir bez kapaıtılır. Ve hamur en az 1 saat dinlenmeye bırakılır. Eğer daha sonra hamuru kullanmak isterseniz., hamur streç filmle kaplanır ve bu şekildeki buz dolabında 4-5 gün saklanabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Üst malzeme &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;İtalyan usulu sebzeli pizza için :&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kabak,patlıcan,biber ,soğan,peynir (kaşar,mozerella,rokfor,teneke tulumu, ve uygun olanlar) çam fıstığı,zeytin ve uygun talar da eklenebilir.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jm5Bl7FlI/AAAAAAAAATg/ya2jbmBiQ5Y/s1600-h/007.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jm5Bl7FlI/AAAAAAAAATg/ya2jbmBiQ5Y/s320/007.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Hazırlanışı:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;biz ızgara yaptık ama....&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;- Dilimlenmiş kabak, patlıcan, biberler , bir kap içine konan zeytinyağ, karabiber,tuz,şeker ,sarımsak ile karıştırılıp marine edilip daha sonra ızgara tavada çiğliği gidecek şekilde öldürülür.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;- Soğanlar ince piyaz soğanı gibi doğranır. Daha sonra bir kap içine konan zeytinyağ ,tuz,şeker karamelize edilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;strong&gt;Sos&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jmw5_ElDI/AAAAAAAAATY/BwvbX6ORoL4/s1600-h/003.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jmw5_ElDI/AAAAAAAAATY/BwvbX6ORoL4/s320/003.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soyulmuş ve doğranmış 1 kg domates derin bir kaba konur. &lt;br /&gt;
İçine 1 kaşık zeytinyağ, 1-2 dis sarımsak, 1 tatlı kaşığı toz şeker, göz kararı tuz,&lt;br /&gt;
hepsi karıştırılıp robottan geçirip sos haline gelir .&lt;br /&gt;
daha sonra içine karabiber,&amp;nbsp;fesleğen, kekik,&amp;nbsp; isteğe göre (reyhan)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Yaşasın pizza&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jny-lHHeI/AAAAAAAAAT4/1K1S5Cv_UPs/s1600-h/002.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" kt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jny-lHHeI/AAAAAAAAAT4/1K1S5Cv_UPs/s320/002.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(Bu alet önemli hamuru açtıktan sonra delikler açmaya yarıyor. delikler açmazsanız altı pişmiyor, hamurun.. Yerine çatal kullanabilirsiniz.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hamurdan bir avuç içi kadar hamur alınır. Elin parmakları ile içe içe yoğrularak yuvarlak yapılır.Daha sonra merdane ile açılır. Açma işleminden hamur yapışmasın diye un altına – üstüne serpilir. Buda hamuru sertleştirir. Hamur açma işlemi bittiğinde açılan pizza hamuru silkelenip üzerindeki fazla un atılır. Hamura delikler açılır çatalla. Üzerine sos sürülür.üstüne mozerella peynir (veya diğer peynir çeşitleri kullanılır) konur daha sonra marine edilmiş sebze grubu (patlıcan,biber,kabak, kavrulmuş soğan) konur. Fırın önceden 200 dereceye ısıtılıp hazır beklenir.Hazırlanan pizza içine konup 10 dk sonra kontrol edilip çıkarılır yenir :)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Pizzalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left" class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jnZKLzpkI/AAAAAAAAATo/rfNXaUGY9eI/s1600-h/006.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" kt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jnZKLzpkI/AAAAAAAAATo/rfNXaUGY9eI/s200/006.jpg" width="190" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jn-HGT3eI/AAAAAAAAAUA/UMwYMGAYZ0M/s1600-h/Untitled-2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" kt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jn-HGT3eI/AAAAAAAAAUA/UMwYMGAYZ0M/s200/Untitled-2.jpg" width="190" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jnmAew6YI/AAAAAAAAATw/2FsBxJ6FiGg/s1600-h/0055.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" kt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jnmAew6YI/AAAAAAAAATw/2FsBxJ6FiGg/s200/0055.jpg" width="190" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-942771806030474080?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/942771806030474080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=942771806030474080' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/942771806030474080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/942771806030474080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2010/02/yasasn-pizza.html' title='yaşasın pizza'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S2jvQjeX9kI/AAAAAAAAAUI/21ep-1T1vqw/s72-c/Untitled-sde+png.png' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-8504913562638016409</id><published>2010-01-27T02:28:00.003+02:00</published><updated>2010-01-27T02:42:42.310+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yetenek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üzüntü ve muz kabuğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><title type='text'>Home ofice zor ofis.</title><content type='html'>&lt;div align="left" class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.istockphoto.com/begur" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="177" mt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S1-H7vdlUtI/AAAAAAAAASI/xDGHcGkf96U/s320/P1018372.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Diyeceksiniz kolay iş var mı? Bak ne güzel evinde çalışabiliyorsun. Patron dırdırı, iş raporu, iş planı, oldu su, bitti si, mesaisi yok. Gerçekten de yok. Ne yalan şöyleyeyim. Hatta aman erken kalk, tıraş ol, bir duş al, servise otobüse yetiş derdi de yok. Akşama kadar eşim, çocuğumda yanımda kakara kikiri bir emekli hayatıdır yaşayıp gidiyoruz. &lt;br /&gt;
Kah Zehra gibi kedilere, kah cami imamına, olmadı komşunun tavuğuna kafayı takıyorum. Bırakırsanız böyle haftalar aylar geçiyor. iş kompüter de olunca çok sosyalleşme gereği de duyulmuyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tüm bu avantajları bir araya koyduğunuzda insanın geniş zamanı varmış gibi geliyor. &lt;br /&gt;
Oysa olumsuzlukları da çok fazla. Günü o kadar çok bölünüyorsunuz ki oturup çalışmak için kafanızı toparlayamıyorsunuz. Üstüne farklı şeylerle uğraşmayı seviyorsanız, birinden feragat etmiyorsanız. Gün içerisinde bulduğunuz fırsatlara da bunları tıkıştırıyorsanız. Her biride özen istiyorsa vay halinize. &lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Sayfanın bu yüzünde Tüm masraflarınızı kendiniz karşılamak durumundasınız. Artistik malzemeler çok ucuz değil,( kağıt, fırça, boya, vs....) bunlara ek olaraktan telefon, elektrik, su, teknoloji &lt;br /&gt;
Öteki yüzde ise daha ağır bir şey var rekabet. Sürekli gündemde kalmak iyi işler çıkarmak zorundasınız. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çok ilintili fazlaca iç içe geçmiş konularda bilmek ve öğrenmek gereği, uygulamayı doğuruyor. Yazmak çizmek gerekiyor. Bu mesleğin hastalığı bu bilgi ve beceri. &lt;br /&gt;
Bunlara ayırılması gereken zaman süreci sürekli kendini yenileniyor, takip ediliyor vs...&lt;br /&gt;
Grafik sanatlar ile ilgilenip bunlarla para kazanmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;
( günümün çoğunu bu alıyor.) kukla, sulu boya resim, sinema, çizgi film, ağaç işleri, yemek kültürü ile ilgilenmek, hamur işleri ile uğraşmak, çocuk öyküleri yazıp onları resimlemek, bahçe ile ilgilenmek, bol yazı bol çizi okumak, bol düşünmek, bol hayal kurmak çokça da çalışmak gerekiyor. Tüm bunları yan yana koyduğumuzda yine fena mülk değil. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öteki tarafı plan yapamıyor olmanız. Gün içerisinde kendimi çok yormadan enerjimi geceye saklayıp gece içerisinde işlerimi halletmeye çalışıyorum. İşin düzeni yüzünden midir bilinmez müşterilerimin her birinin işi acildir. Mutlaka haftaya yada iki gün sonrasına yetişecektir. Serbest çalışmanın eziyeti müşteri kaçırmamak için işin kesinliği olmasa dahi işi yaparsınız. Çünkü bir ay sonraki geliriniz hep belirsizdir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bayram yılbaşı , Tatil planı yapamazsınız. Hoş çokta hoşlanmam bayram nefteler inden ama illaki kafanızı dinlemek isteyip, plan yaparsınız o size zehir olabilir anda. Öyle ki yoğun çalışıyorsunuzdur, günde iki üç saatlik uyku ile haftalardır ayaktasınızdır, az kestirmişsinizdir ki; gece yarısı insanlar sizi arayıp, bunu kendilerinde hak görüp işin durumunu sorabilirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sizin başka sorumlulukları olan bir insan olduğunuz her zaman göz ardı edilir. Kazara siz hatırlatırsanız bir çocuğun uyuduğunu o zaman özür dilerler ama yine de değişen bir şey olmaz. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evdeki ahaliyi genel olarak ihmal etmemeye çalışsam da düzenin getirdiği; gün içerisinde ailenize zaman ayırıp gece bilgisayarın karşısında salyalar akıtarak uyuklayan insan manzaraları...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-8504913562638016409?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/8504913562638016409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=8504913562638016409' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/8504913562638016409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/8504913562638016409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2010/01/home-ofice-zor-ofis.html' title='Home ofice zor ofis.'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S1-H7vdlUtI/AAAAAAAAASI/xDGHcGkf96U/s72-c/P1018372.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-525835942315181276</id><published>2010-01-27T00:05:00.005+02:00</published><updated>2010-01-27T02:43:23.390+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><title type='text'>Yeşilde  sevda.</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://www.istockphoto.com/begur" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="115" mt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S19kcwO0o1I/AAAAAAAAASA/DLjdvgA5zJ8/s200/P1018169.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Bu uçsuz bucaksız dünya içinde, bil ki, &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;strong&gt;Mutlu yaşamak iki türlü insana vergi;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;strong&gt;Biri iyinin kötünün aslını bilir,&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;Öteki ne dünyayı bilir, ne kendini.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;ÖMER HAYYAM&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Terzi ve ayakkabıcı Recep ustalar. &lt;br /&gt;
Çıraklık barındırmazlar içlerinde. Ustalıkları ellerinde, gönüllerinde, tezgâhlarında yemyeşil. &lt;br /&gt;
Ve sarıçiçekleri vardı yakalarında. Tebessümlerinden sızan ermişliğe dokunmak kalır müşterilere. &lt;br /&gt;
Eş dosttu selamladıkları. Günaydının ve iyi günün çocuklarıydı içlerinde yeşerttikleri hüzünler. &lt;br /&gt;
Bilmeceydi, keyifti çalışırken dinledikleri rast, uşak. Bir tiryakilik bulaşırdı ellerinden; izlerken, koklarken dükkânlarının havasını. Eskimişlik dururdu raflarının birinde, birde sezemediğimiz, mutedil sevdaları vardı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yeşil bir hırkanın çekişmesiydi tavla zarlarının yuvarlanırken ki kaderi. &lt;br /&gt;
Terzi recep yeşil hırkayı omuza atıp ayakkabıcının vitrininin önünde durdu bir bakış attı gözlüğünün üstünden, ayakkabıcı recep ustaya.göz göze gelince kafa salladı her ikiside.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Güldü çekicini bir tarafa bırakıp önlüğünü çıkardı sandalyesinin arkasına astı. &lt;br /&gt;
Duvarda asılı duran resme döndü tozunu sildi eliyle; name ederce ince,&lt;br /&gt;
Aşkın, sevabın, ederin ve şimdinin seyrine daldı susup. &lt;br /&gt;
Müşteri bölmese çıkmayacaktı resmin içinden. &lt;br /&gt;
Bir kutu uzatıp müşteriye nasibi çözdükten sonra, çayları doldurdu; &lt;br /&gt;
ders alma vakti recep usta diye mırıldandı tebessümle. &lt;br /&gt;
İki tabure çıkarıp söğüt gölgesine çayları koydu. &lt;br /&gt;
Üzerindeki işlemeleri silinmiş bir fincanda tıngırdayan kemiklerle başladı Ustaların savaşı; &lt;br /&gt;
dilleri şeker bilekleri şeşi, carı yoran iki ihtiyarın kelimelere ettikleri! ne bize ayıp gelir ne onlara sövgü.&lt;br /&gt;
Ayakkabıcı recep usta köpürte köpürte aldı maçı. Hırkayı da. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Ya terzi bana daha çok yakışıyor ne dersin. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Attı omzuna hırkayı, bir keyifle çekti içine çayı, tütünü . Terzi recep usta tavlayı kapattı. Kavga kaybetmiş çocuk gibi küskündü. Öfkesi derindi,&amp;nbsp; zarlara küfürdü besbelli dükkânı erkenden kapatıp gitmesi. &lt;br /&gt;
Evin yolunu ezberde buldu; yine geldik lanet yere diye hayıflandı kendi kendine... &lt;br /&gt;
Ertesi sabahtı hayırla açtı köseleci Recep usta dükkânın kapısını sırtındaki yeşil hırkaya dokunup. Terziyi yokladı yan gözü ile dükkân kapalıydı. Güneşe dönüp sabah güneşini okudu, hırkayı çıkarıp güzelce katladı. Dolabının boş rafına yerleştirdi, fotoğraftan bir bakış alıp. Çayı demledi çekmecesinden önlüğünü çıkarıp boynuna astı, çekicini örsünü yokladı usulca. Sıkıntılı bir bakış daha attı terzi haneye kapalıydı. Hayır diledi çayının demini koyarken. Birkaç yudum sonrası sala söyledi, recep dendi, mahalle sakini dendi ve terzi dendi. &lt;br /&gt;
Üçüncü yudum düğümledi recep ustanın boğazına, akmadı, içinin yandığı kadar yakmadı boğazını. gözleri resme kaldırdı.&lt;br /&gt;
- Gördün mü? Namussuzu gitti. Söylemeden, arkasına bakmadan, ayak tabanını göstererek, beni hırkayla bırakıp gitti. Bıraktı işte ellerime hırkayı sana gitti. &lt;br /&gt;
Hırkayı çıkardı okşadı. Sevdayı, sevdaları över gibi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ustalıkları ellerinde, gönüllerinde, tezgâhlarında yemyeşil. Ve sarıçiçekleri vardı yakalarında. Tebessümlerinden sızan ermişliğe dokunmak kalırdı bize. Eş dosttu selamladıkları. Günaydının ve iyi günün çocuklarıydı ....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-525835942315181276?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/525835942315181276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=525835942315181276' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/525835942315181276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/525835942315181276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2010/01/yesilde-sevda.html' title='Yeşilde  sevda.'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S19kcwO0o1I/AAAAAAAAASA/DLjdvgA5zJ8/s72-c/P1018169.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-2459816253585369959</id><published>2009-12-30T05:16:00.009+02:00</published><updated>2010-01-27T02:44:14.296+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeni yıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='huzur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><title type='text'>bol huzur, bol sağlık</title><content type='html'>&lt;div align="left" class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.istockphoto.com/begur" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SzrKKmajamI/AAAAAAAAARQ/-X0fCQAp35c/s400/P1017606.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left" class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;Yeni yıl yaklaştıkça kızım sıkıştırıyor. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;(Maksat belli hediye olarak ne istediğini duyuracak.) &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Baba&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Efendim kızım. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Yeni yılda ne istersin. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Kızım senin sağlıklı, mutlu gülen yüzünü isterim. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Hayır kendin için ne istersin.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Sağlık ve huzur kızım...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Hayır hediye olarak ne istersin. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;- Sağlık ve huzur&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;arkasından sıralıyor."Giyecek, yiyecek, oyuncak, ......... "aklına ne gelirse, benimde domuzluğum tutuyor....aynı cevabı veriyorum.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;(Bu yazımı da &lt;/span&gt;&lt;a href="http://adadoksan.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;em&gt;adadoksan&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;ın kızı Deniz ve kızım Derin le süslemek istedim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Sevgili Ayşegül’ün (adadoksan) Buca- Kaynaklara bağlı Vişneli köyünde yürüyüşe davet etti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Çok güzeldi. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Tekrar teşekkür ediyorum.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SzrEU2OTDII/AAAAAAAAARA/i-wmgkD_ElQ/s1600-h/P1017733.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SzrEU2OTDII/AAAAAAAAARA/i-wmgkD_ElQ/s400/P1017733.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Değil yeni yıldan, hayatın kendisinden de dileğim aynı. Sağlık ve huzur. Beklenti içerisine girilince hayat hep kaçan, sen ise kovalayan oluyorsun. Zaman la bir kaç şey yakalasan da beklentinin kırılganlığı ile elinde toz duman oluyor. Sadece yaşamak daha manalı. Adımlar atıp durumu yaşamaya başlayınca, gelene de gidene de selametle. Tepkileriniz ona göre oluyor. İnsanların beklentilerine Musa olamasanız da fikriniz oluyor vakalarda. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Olmadı bir adım geri atıp, sağlam bir taşının üzerine basmaya çalışıyorsunuz. Dereyi geçerken ıslanmakta var elbet, buda günün nuru olsa gerek. . Alışıla geldik tepkiler, söylemler yerine bencil bir duruş sergilemek birey adına artı diye düşünüyorum. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SzrDVvOzQVI/AAAAAAAAAQ4/ocotu9Yzl3w/s1600-h/P1017592.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SzrDVvOzQVI/AAAAAAAAAQ4/ocotu9Yzl3w/s400/P1017592.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şehirler içerisine tıkıştırılmış lığımızla fırsatlar kollamak; bir yerden tutunsak hayatı yırtacağız demekle geçen hayatlar yerine, daha makul olan Huzurun mahallesi yine kendimiz, ailemiz oluyor. Başarı ister varlık nitekim o da ayrı üleş; başarının şehrin biçtiği kıstaslarla kıyaslanması hiçte bana göre değil; ki, bir an başarı gibi görünen nice sonra hatanın dönüm noktası olu veriyor. Geriye atılacak onlarca adımda yaşlan ı veriyorsunuz. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sağlık ve huzur. Hayatımda olanlara baktığımda, yarım kalık başarılar, bitmemiş projeler, debelenmiş yazılar, ötelenmiş hevesler var (fena sayılmaz.). Elle tutulur olanı güzel bir kadın, &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Dünya ederi kızım, birde huzur. Sağlık,.. şimdilik tıkırında........&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hayat Huzur ve Sağlık getirsin. Nice yıllara.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-2459816253585369959?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/2459816253585369959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=2459816253585369959' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/2459816253585369959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/2459816253585369959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/12/bol-huzur-bol-saglk.html' title='bol huzur, bol sağlık'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SzrKKmajamI/AAAAAAAAARQ/-X0fCQAp35c/s72-c/P1017606.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-2194407945218159674</id><published>2009-11-24T01:15:00.005+02:00</published><updated>2009-11-24T19:11:00.216+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayram'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kurban'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bayramlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><title type='text'>Sevmedim, sevemedim.</title><content type='html'>&lt;div align="left" class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left" class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SwsdEjzRjuI/AAAAAAAAAQo/XfN3C2NHOrM/s1600/IMG_2975.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SwsdEjzRjuI/AAAAAAAAAQo/XfN3C2NHOrM/s400/IMG_2975.jpg" yr="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Bayramların mutluluk, huzur, barış, bolluk ve bereket getirmesini diler insanlar. Bayram namazından sonra doğru eve gelirdik kimse ile bayramlaşmazdık, aile büyüklerinin ellerini öpmeden. Önce babamı beklerdik sırası ile el öper, hayırlar alır nice bayramlar dileğini suvardık yüzlere. Hiçte gülen gözler görmezdik; Hepsi buğulu bulutlu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mezarlıklar ziyaret edilir. Dualar, ayetler okunurdu cevşenler den. Acıları yüzlerinde eve gelirlerdi büyükler. Tebessümleri biraz toparlasa da yüzlerini, o ezik özlem dolu bakışları birden değişirdi. Geçmiş, çocuklukları, kaybettikleri, özledikleri ve hatta hataları bir bir yüzlerinden akar, eskimişliklerini iç çekişlerle geçiştirirler di. &lt;br /&gt;
Kurbanlık pazarlarını gezerdik babamla. &lt;br /&gt;
Cebine koyduğu dilinden, dişinden artırdığı üç kuruşu bir koyuncağız a yada keçiye sererdi. Ortak kurban kesmek istemezdi. Pay ederken sefili parçasında ortağının gözü kalırsa hak geçer derdi. Bayramlaştıktan sonra ibadet gereği kanını akıtırdı. Ağlardı için için sesi titrer gözleri kızarır sâlavat boğazına düğümlenirdi. Canı çıkınca hayvanın yanaklarına yaşlar süzülürdü Nazlı beyin. Cana kıymak ne zor görürdüm. Şimdi ise sevemiyorum bayramları. Bir sıkıntı basıyor içimi. Kimse ile konuşmak bayramlaşmak gelmiyor içimden. Hatta yazmakta istemiyorum......Yok yazacağım.&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Alınan taze bayramlıklar evlerdeki şekerlemeler, kavrulmuş etler, cebimizdeki harçlıklar, hiçte zengin hissettirmezdi hissettirmedi de. yoksulluk bir günde unutulacak" a bakın mutfağa bir gıdım et girdi hadi mutlu olalım" denecek şey; ama sadece öğretilende ve de filmlerde. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hele ki kalabalık bir ailelerde iseniz. başka bir neşe beklersiniz bayramlardan. Aile efradı dolar taşar eve. Sadece bayramlık. Çoğunun yüzlerini bilmediğim insanlar bayramlaşmaya gelmiş. Eee iyi bayramlar olsun. Hani üleşilir ya et. Komşulara, misafirlere, eve. Bir koyun kaç kişiliktir sizce. Kala kala bir tabak kavurma ya kalırdı ya kalmaz, kemiklerinden çorba içmek düşer bize de. Yaradan memnun, konu komşu memnun, aile büyükleri memnun. Bayram ertesi mutfaktan kurbanın kokusu hala çıkmamıştır lakin, kendisi yoksulluğa bir kaymak çalmış gitmiştir. Bayram sonrası bayramlıkların, kurbanlığın, ve o tevatürün yükü biner aile reisinin sırtına. Şükür bir bayram daha geçirdik. Evimizin rızkını konuya komşuya yedirdik. Ay sonunu altı çocukla getirirsek ne mutlu, kemik çorbasına ekmek banıp yeriz işte. Yoksulluk yine abada, gecekonduda. Yani, dini mücverin keseyle bir akrabalığı var. yoksulluk o semtlerin üzerinde siyah bir el gibi. Yoksula bayram gelende, sokakları çocuklar ve şekerleme kabukları renklendiriyor. gerisi ve derisi hikaye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-2194407945218159674?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/2194407945218159674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=2194407945218159674' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/2194407945218159674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/2194407945218159674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/11/sevmedim-sevemedim.html' title='Sevmedim, sevemedim.'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SwsdEjzRjuI/AAAAAAAAAQo/XfN3C2NHOrM/s72-c/IMG_2975.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-5543136320361335098</id><published>2009-10-12T06:45:00.003+03:00</published><updated>2009-10-12T06:55:29.388+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='börek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='unlular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamur işi'/><title type='text'>Biralı Börek</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&amp;nbsp;&lt;img $r="true" border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/StKm8CA01pI/AAAAAAAAAQY/6e8X-rRwUJQ/s320/P1016464.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Karım kızıyor, kızım seviyor. Aslında karımda seviyor, lakin börek yapılınca yeniyor. &lt;br /&gt;
Nihayetinde can simitleriyle dolaşmak zorunda kalıp, aç kaldığımız zaman oralardan yakmak için kullanıyoruz. &lt;br /&gt;
Bira yerine sonraki börekte&amp;nbsp;şarap kullanamayı düşünüyorum. &lt;br /&gt;
Alkollü içecek kullanmak istemeyenler sebze suyu yada&amp;nbsp;yoğurt kullanabilirler. Sonuçta alkol uçuyor....&lt;br /&gt;
çok hafif bir börek, kahvaltıda öğle saatinde, yada öğün geçiştirmek için fena değil.&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;malzemeler:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
4. bardak un &lt;br /&gt;
bira,&lt;br /&gt;
2 yumurta.&lt;br /&gt;
1 tatlı kaşığı bira mayası( yaş maya da kullanabilirsiniz.)&lt;br /&gt;
kekik, kırmızı biber.&lt;br /&gt;
1 bardak&amp;nbsp;zeytin yağı.&lt;br /&gt;
yoğurt.(yoğurdu bir yumurta sarısı ile karıştırın)&lt;br /&gt;
bir yemek kaşığı tereyağı. ( ocakta kızdırmadan fırça ile sürülebilecek&amp;nbsp;&amp;nbsp;kıvamda olsun.)&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;hamurun hazırlanması ve yapılışı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
Unu bir kaba eleyin. tuzu ve mayayı ekleyin karıştırın. yumurtayı içerisine kırın. hamurun alabildiği kadar birayı azar azar ekleyin.(hamur böreklik kıvama gelecek kadar) sonra 15 dak.&amp;nbsp;dinlenmeye bırakın. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk önce bir miktar tereyağı ile tepsiyi yağlayın.&lt;br /&gt;
hamurumuzu&amp;nbsp;6 eşit parçaya bölün. her birini. tepsiye sığacak şekilde un ve merdane ile açın.&lt;br /&gt;
tepsiye ilk katı serin 1 kaşık&amp;nbsp;zeytin yagı ile&amp;nbsp;yağlayın.( yağı kaşığın arkası yada fırça kullanarak yayabilirsiniz.)&lt;br /&gt;
diğer katlarada aynı şekilde 1 kaşık yağla yağladıktan sonra son katı serin.önce tereyağını dahasonra &amp;nbsp;üzerine hazırladığımız yoğurtlu karışımı sürün pişirmeden önce dilimleyin. Kekekik ve kırmızı tozbiber serpiştirip 180 derecede&amp;nbsp;fırında pişirin. Altı kızarınca çıkarın.&lt;br /&gt;
Aslında peynirlisi ve sebzelisi daha güzel oluyor. Kızım in&amp;nbsp;sade sevmesinden mutevellit sade yapmak durumunda kaldım.&amp;nbsp;Şaraplıyı peynirli&amp;nbsp;yapmayı düşünüyorum.&amp;nbsp;Ama önce güzel bir elma şarabı bulmak lazım.&lt;br /&gt;
Afiyet olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-5543136320361335098?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/5543136320361335098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=5543136320361335098' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/5543136320361335098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/5543136320361335098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/10/biral-borek.html' title='Biralı Börek'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/StKm8CA01pI/AAAAAAAAAQY/6e8X-rRwUJQ/s72-c/P1016464.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-3963857139470916210</id><published>2009-09-29T05:58:00.002+03:00</published><updated>2009-09-29T16:01:59.236+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ocz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Asus'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ram'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üzüntü ve muz kabuğu'/><title type='text'>inanç güven ve peri tozu</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SsFiFQ_fTOI/AAAAAAAAAQA/1L0YgVEJEfo/s1600-h/bb.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" iq="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SsFiFQ_fTOI/AAAAAAAAAQA/1L0YgVEJEfo/s400/bb.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ram alalım, Ram verelim bilgisayara can verelim...&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Korkmayın teknolojik şeylerden bahsetmeyeceğim. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ram nedir? Bilgisayarlarımızın biz insanları yormaması ve de deli etmemesi için, makinedeki kasılmaları, duraksamaları duymadan rahat çalışabileceğimiz ortam yaratmaya yarayan geçici hafızalar. Bu geçici hafızalar insanoğlunda da var. Bizim insanımızda bir hayli fazla… dün ne yediğimi hatırlamıyorum örneğin. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Benim bir kızım, birde oğlum var. Kızım Yosun Derin, oğlum &lt;a href="http://tr.asus.com/products.aspx?modelmenu=1&amp;amp;model=1882&amp;amp;l1=5&amp;amp;l2=24&amp;amp;l3=329&amp;amp;l4=0"&gt;Asus R1E.&lt;/a&gt; İnsan evladı için hep dahasını ister. Kızım için huzur, sağlık ve şans, oğlum için ise sadece 4 GB Ram istedim. 2x2 &lt;a href="http://www.ocztechnology.com/"&gt;OCZ&lt;/a&gt;. Onun için de sağlık ve şansı eklemeliydim... Rami araştırdım. Sipariş verdim. Biraz gecikmeli olarak geldi. (Marka ismi vermekte problem görmüyorum. OCZ İyi bir markadır. Enteresan ürünleri vardır.) Ramleri açtım taktım bir heyecan bir sevgi dalgası ve dumur…&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left" style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;ekran mavi, benim surat kırmızı, bir morluk ki, sormayın. Bir gece boyunca onları makinelere takıp çıkara nevrim döndü. Ramlerin arızalı olduğu kanaatine vardım iade ettim….. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hemen ardından. Bir problemle karşılaşır karşılaşmaz genelde yaptığım şeyi yaptım. Üretici firmaya ulaşıp hatayı rapor ilettim. Bilgisayarımla tam uyum içinde olduğu, neticesi olarak; fabrikada bunların test edildiği, taklitlerin piyasada olabileceğini. Yada nadiren arıza çıkarabilecekleri bilgisine ulaştım. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu bilgiler ışığında iade talebinde bulundum. Böyle bir talepte de bulunmak gerekiyormuş. Türkiye de ayıplı mal aldığınızda bol özür dilerim ekli mailler alıyorsunuz. O kadar çok ki kendinizi artık suçlu hissediyorsunuz. Ve genelde mailler içerisinde sizin probleminizi çözecek bir kelime barınmıyor. İade almamak için bir sizi öpmedikleri kalıyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Neyse ! &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ürünü satan siteden net bir cevap hiçbir zaman alamadım. Netice iade olmadı servise gitti 20 gün el öpüp bayramlaştıktan sonra bir problem olmadığı raporu ile eve geri döndü. Ramlerden biri değişmiş, Çipleri kare idi gezerken dikdörtgen oluvermiş. Neyse çalışsa hiç gücenmeyecektim. Hafta sonu olması münasebeti ilede kimseye ulaşamadım. İtalatçı firmaya&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Alışveriş yaptığım firmaya ve üretici firmaya mailler attım. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Cevaplar ilginçti. Ve bir kez daha inanç, güven ve peri tozu üçgenine takıldı.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
Bir sürü yazışmadan sonra satan firma ithal eden firma ile görüşmemi önerdi. İthal eden firma bir dizi öneride bulundu; ayarları yapın, takın çıkarın. Hiç yüksünmeden istenilenleri yaptım hatta fazlasını yapıp bir rapor daha çıkardım. İthalatçı firmaya yolladım. Satan firmadan da Hala bir cevap gelmedi bekliyorum.firma ismi vermeyim ama. Hepsi bir arada bir şey işte.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Üretici firma ise çok net bir ifade ile hiçbir açıklama istemeden Hollanda şubesine ramleri postalayın. Size yeni ram gönderelim cevabını verdi. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Marka kültürü olsa gerek diye düşünüyorum. Bir türlü edinemediğimiz. Marka ahlakı diyelim. Ramleri nereden aldın, faturan varmı, servis raporun varmı diye sormuyor. Orjinalmi diye sormuyor. Çözüm için günlerce beklemiyorsunuz. Ertesi gün çözümü ile karşınızdalar. &lt;a href="http://www.ocztechnology.com/"&gt;OCZ&lt;/a&gt; ye ve&amp;nbsp; Eric Ryder e teşekkür ediyor nazik ince tavrı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Avrupa firmaları dediğimizde insanlar kızıyorlar. Bizimde firmalarımız var diye dikleniyorlar. Lakin bizim firmalarımızın peri tozu yok. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Türkiye deki bir çok firmanın bu kültüre yaklaşamadığını bilmek üzücü.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Teknolojiden bahsetmeyecektim ama bir ton kafa şişirdim dimi. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;(Kedi sofrasında bu gün bu vardı. Çıkacak ders. İlk önce üretici firma aranacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;böylece bir ay beklemek zorunda kalmayacaksınız.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-3963857139470916210?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/3963857139470916210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=3963857139470916210' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/3963857139470916210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/3963857139470916210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/09/inanc-guven-ve-peri-tozu.html' title='inanç güven ve peri tozu'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SsFiFQ_fTOI/AAAAAAAAAQA/1L0YgVEJEfo/s72-c/bb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-1322824906467742070</id><published>2009-09-22T05:26:00.004+03:00</published><updated>2009-09-25T06:46:52.757+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><title type='text'>Şarap</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/Srg7V-0jw1I/AAAAAAAAAOw/_auW1R3RvpY/s1600-h/dulac-sindbad01.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" iq="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/Srg7V-0jw1I/AAAAAAAAAOw/_auW1R3RvpY/s400/dulac-sindbad01.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;
&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.nocloo.com/gallery2/v/edmund-dulac-sindbad-sailor/dulac-sindbad01.jpg.html"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;illustrasyon&amp;nbsp;: Edmund Dulac - Sindbad The Sailor&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;yarışmadan çok bahsettim. günüde eski bir öykümle bitireyim istedim."Şubat 2007 de yazdığım&amp;nbsp;Şarap"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;“Özünde insan saklar.&lt;br /&gt;
&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Üzerine söylenecek söz yok, hayatın&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;süsü kısaca.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Lazım değildir; günden zevk almaya vesiledir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Yudumda; toprağı, tezeği, teri, küfü, güneşi, aşkı, efkârı saklar.”&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Gün heveslidir. Sırtımda toparlaya bildiğim kadar çalı çırpı türkülerle halleşirken, öfkem derinlerde fırsat kollar. Bir yolu giymektir, taze bir ele varmaktır kavgası. Gün batar içime, sabaha yakınken, &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Bugün!” derim. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bahçelerin yelleri, anızlar arasından kuruları biriktirir evin avlusuna. Kış okşar geceyi. Yarın kar günüdür. Yüzümü keser ayaz. Yaralarımı siler, besbeter kanatır içimi. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kimsenin duyarı yok, bakar gözleri. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Ruhsuzlar!..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Geçen yazdı yine gitme halleri doğardı sabahla. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Günü selamlayan Cevahir, delicedir. Yılanlar keserdi bağda önünü. Ölüme bakar susar. Cevabı bilirce çatar kaşlarını. Konuşur pulları kadar kelime eder. Çatal diller sözcükleri sarar usul usul&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bir çığlık bir bağırma ile koşar, yılanları kendi muhabbetlerine bırakıp. Cevahir in arkasında birken iki, ikiyken beş olur mahallenin bebeleri. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Mazmun şarap yılan Arap, deli Cevahir beni kap” ; di&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;llerinde mahallenin bir ucundan diğer ucuna yırtarlar sessizliği. Öfkesi gelirdi deli kızın, taşlarla kovalardı çocukları... &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Mahallenin kadınları çocuklarını Cevahir in hikâyeleriyle korkuturdu. Hatta kendileri bile inanmıştı olmayan vakalara. Gündüz yılanlarla konuşup gece çakal, baykuş olurmuş… Çocuklar, gece duydukları seslenişleri Cevahir beller, yorganın altına daha bir sokulurlardı.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;İnsanoğlu tez unutuyor ettiklerini. Ya günahlarına kulp takıyorlar, ellerinin kirini görmezden gelip, ya da sarhoşlar benden beter. Şu yoksula ettiklerini bir cevahir bilmez. Yoksul olan cevahir mi? Yoksa kendilerimi çokta kestiremiyorum aslında. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Babası Hâli efe. Toprağı bereket dolsun desem? Gerek yok aslında, bu topraklarda onun kabri sıkılır. Bu yüzsüzlerin toprağında. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Hâli efenin, efeliği kardeşkanından gelir. Kardeşkanı bulaşmıştı avucundaki nasırlara. Kaza demek lazım. Kader olsaydı kul hatası aranmazdı olanlarda. Hâli Efe bir seksen boylarında, inceden, sıskaca biri gördüğüm kadarı. Esmerce, bulut gözlü, tok sesli bir adamcağız işte. Bileğinde bir örme kıl mahpustan kalma, birde kamburu. Cenazesini defnederken, vasiyetidir. Örme kılı ve soykaların cebinden çıkan iki at kulağını kefeni aralayıp göğsüne bastım. Elinden gelse Cevahiri de alırdı yanına. Üç ayrı hikâye, dilimin ede bildiği kadarı tek.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Hali Efe evlendiğinde daha şerbetti ömrü, herkes kadar, bilmek kadar sirkedendi ve yetim. Eskiyecek zamanlara saymak düşerdi gerisi. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Çocukken çokta çekmedi yetimlikten. Köyden onunla birlikte dokuz yetim daha vardı bir kısmı eşkıyanın bastığı gecelerde yetimleşen bebeler. Hali Efe ki; daha efeliği konmamıştı, göçün çocuğuydu. Ya da yetimler köyüne nüfus eklenmişti geceden. Geldiğinde konuştuğu dili kimse bilmedi. Sonraları kendide unuttu. Başka diyardandı; uzak bir diyar!... bir gece biti vermişti köyde, diğer yetimlerin arasında. Daha zayıf, daha bakımsız, daha hastalıklıydı yüzü. İsmini gezen dervişlerin birinden almış. Mübarek insanmış. Tüm köylü bir olur ummuşlar isminde. İnsanın oluru başkasına fayda getirir mi? Dervişin duaları ve zikri cennet etmezken. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Yarım bir nesil yetişti köyde, kiminin canını hastalık aldı kimininkini ecel. Yaşadı Hali ile oyunluk ortağı Feyyaz. Yetimlik muskalıdır. Bedenleri ayazın, karın, kışın, yağmurun, toprağın, tezeğin, güneşin ve yağmurun tadına vardı. Kardeşlikleri yoksulluktandı, azda yetimlikten. Nasipleri bağdan bahçeden kopanlar; Üleşmeye hacet yok. Çalışırlardı bir araya geldiklerinde kurtaramayacakları tarla yoktu. Sapı samanı üç gündü toru topu. Sonra gurbet aldı düşleri. Bende olan gitmeleri okudular her yaz. başka bir memleket tozuna bulanıp mutlu olmaktı gurbetleri. Hoş zaten Hali’nin toprağı değildi bu köy, başka bir yerinde buradan farkı yoktu ezberinde.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kıtlık günlerinin ekini mezarlıklar da parlardı. Bir kağnının arkasında güzün seslenişi gibi inceden ağıtlar çıkardı evlerden. Bağbozumundan kurtara bildikleri kadar hayat avuçlarında dolanır, eşkıyanın elde olanı heybelere elemesinden kalanla kursakları dolar, günlük bir öğünle hafta ederdi yetimler köyü. Bebelere kıyamazdı analar. En küçükler doyarken, büyüklere kefen düşerdi gecede. Hali’nin vicdanı, üleşte avuçlarına düşeni yutmaya razı gelmezdi. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Feyyaz, diyeceğim var hele…” dışarıda avluda akşam serinliğinde büzüşerek konuşup düşündüler çocukça belki büyükçe. “Geceye sır!.. Ha Öyle öle gelmişiz ha böyle Hali. köyün bebeleri şimdi doymayacakta ne zaman doyacak. Ben kağnıyı koşarım sen gece ses etmeden gel arka mahleye.” &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kağnıyı bir güzel sulamıştı Feyyaz, Ses etmesin diye. Geceye varınca Halil le yola sapıp sonrada kayboldular karanlığa doyacak gibi usul. Sabaha karşı güle oynaya kağnının sesiyle köyü inlete inlete girdiler üst mahalleden. Kağnı tıka basa somun doluydu. bir sağ tarafta yanlarında koşan çocuğun eline somun tutuşturuyor; bir teyzenin bir ananın kucağına. köyün avlusuna vardıklarında ekmekleri üleştirmiş sıra hesap vermeye gelmişti. Tüm yetim köy ağızlarına bakar durdular. Hali öne çıkıp &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Derviş babam rüyama bulaştı dün gece. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ziya emminin tarlasına var. Dedi &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Dualarını ve Şükürlerini eksik etmesinler Allah kısmetlerini verir dedi.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bende gece kalkıp tarlaya vardım. Ekmekleri buldum misler kokardı ama soğudu şimdi. bir tepe belledim avuçlarımda ilki dağılırken. Şükrettim derviş babanın ruhuna dua saldım. Sizde salın. Derviş kısmının hikmeti bizden sorulmaz .” dedi&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ve birer efelik takıldı yakalarına. Birkaç kez aynı şey yaşandı gece giderler ekmekle gelirlerdi. Yetimler köyü toktu. Yoksullar bir ekmekle zengindi bir ekmeksiz fakir. Daha bir fakir kalacaktı gece. Bir bilmecenin kıyısına bulaştıklarında yetimler, daha bir yoksul olacaktı köy. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Mamsa emminin kızı Kajad’a, efelik takılalı Hali Efeye, daha yeşil bakardı. Bu kısmını uzatmaya hacet yok. Gece dokunuşlar yazdı avuçlara. Öpüşün adı bilmece çözdü dillerinde. Bilmeden bilerek seviştiler. Yıldızlardan utanıp, gizle yıkadılar tenlerini. Evlendiler.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Uğursuz güne içler sıkıldı; &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Somun duâ lamaya gideriz” dedi, helâlaştı. Kajad’a anlam veremese de somun duâ lamak bulaşıp öpüş kondurdu boynuna Hali’nin. Geceye gömüldüler tek öküzün kağnısı Hali ve Feyyaz .. Sabah gülen gözler yıkıldı boş kağnıyla. Hali öfkeli, öküzü ittirip kaktırır daha. Feyyaz kanla bir tebessüm yüzünde yatar kağnıda. Gizlerini ele verir bir yetimin çıkan canı. Jandarma gelir Hali Efe kardeşinin toprağını daha örtmeden.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Jandarma kışlasından ekmek soyarlarmış gece gidip. Feyyazı vurmuş nöbetçilerden biri. Hâli karanlığı yormuş feyyaz sırtında. Efeliğin sonu şehitlikmiş toprak şehidi değil, ekmek ya da yetim şehitliği bizimki. Sonrası bir mezar daha yetim köyde. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Devletin askerini doyuranda biz değimliyiz hâkim emmi. Köyden çıkan mahsulü daha üleşmeden kışlanın önüne yığa verirdik. Her yıl erler bizim buğdayımızla silah tutmaz mı? Alacaklı olmak ayıptır yüzümüz kızarır. Bu güz yetim doyurmak, çocuk doyurmak daha sevaptır, Hâkim emmi. Daha üçtü, beşti, mezarlarımız. Bu güz ekin oldu. Tahtalarının yaşı sekizi i bulmaz şimdiki mezarların. Kışlaya asker çıkmazdı bu köyden, ben somunları getirmeseydim. Her biri tok her biri güçlü kuvvetli 5 yetim saldık hükümete. Şimdi benden dik dururlar nöbetlerini. Devletin ekmeğini, halka vermeyi suç belletmediler hiç. Bellettikleri vicdandı. Yanımdaki bebe yarın aç kalacakken canımızı alacak kurşuna heves daha şerbetli, daha keskindi kaleminizden. Şimdi eskidim hâkim emmi. Bizim açlığımız paraya pula toprağa değil, soyka somuna. Üç bebe aç yatacak yere bir can sererim tok yatarlar. Benim edebildiğimi, sizin kaleminiz dahi etmez. Kalemin vicdanı et kan değil ki yansın. En fazla onun özü bizi yakar hâkim emmi……&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Umduğu başka ildi. Gitmeyi tarasa da eskimenin adı mahpustu. Günün kıydığı nikâhta yetimdi. Birkaç duvardı gününün varlığı. Ve onlar dahi onun değildi, kiraydı. Üzerlerine bırakacağı bir kaç çizik bile eskiyecek, zaman onlarda yenik düşecek, başka çizgiler örtecekti gölgelerini, Silikleşip toz olacaktı. Bir parmak toz çok değerli. Onlarca hikâyenin artığı. Onlarca düşün artığı; üzerine çizilebilecek olan tek bir umut ihtiyaç. Sırtını örten başka bir mahpusun ceketi. Ter kokardı birazda kabir. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Hâli eskimişti, daha eskiyecekti güne. Rüyalarına Feyyaz batardı. Gününe, Kajad ekerdi voltanın yeri aşınsa. Bilmezdi gökte yeşeren yıldızı. Yıldız daha parlamayı öğrenmeden yenikti. Ya da şavkını görmezdi insan tohumu, geceye ağıt yağardı. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Beş sene; hâlâ yabancıydı duvarlar. Hiç gülmemişlerdi yüzüne ve sarıydı, tütün kokuyorlardı. Kireç boyardı sarıların üstünü. Yine bahar geldi deyip izlerdi dördü, sessizce oturup döşeğin üzerine. Farklı yüzler arardı kirecin lekelerinde; Şuradaki çıkıntılar nede çok benzerdi Kajad’a. Kardandı teni. Koynunda uyurken nede sıcaktı, dili dilinde erirken, utanırdı kızarırdı yanakları. Sevişme ertesi yüzünü Hali’nin döşüne basar koklardı. Sevdanın adı yarımdı dilinde. Kâh düşü bölerdi özlem kâh kelimeleri. Yinede yetimdi Hali den daha yetim. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Köyde doğan çocuklara isimi dervişler üflerdi kulaklarına. Dervişler beklenirdi. Yetimler köyü yoldan içerdeydi. Seyrek gelirdi yabancılar köye; dervişlerde.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Cevahir in doğduğu yıl kıtlık bitmiş! Mahsul bire on beş, bire yirmi vermiş. Mahpus ikiye bir verirken; İsme ihtiyacı olduğunda beşinci yaşına basmış. Derviş geldiğinde babasını istemiş, isme razı gelmesi için. Babasına haber gidip gelmeye üç ay geçmiş. Hali efe mahpusta isme, şaşkın kafa sallamış sevdalarının saçlarından örme bilekliği koklamaya çalışırken. Güne daha öfkeli bakar olmuş derin gözleri daha derinlerde düşünür. Bir bebenin resmini aramış, kirecin sararan lekelerinde, sevdasının kucağında, kâh eteğinde süzülen entarisi bahar bir kız. Gece, uyku arası açar gözlerini, bileğindeki örmeyi yoklar, hala inanmazdan bilerek öpermiş bilekliği. Mahpustan çıktığında hala ekmeğin tozunu silkemedi üstünden. Bir cinayeti vurdu güneş yüze. Hâlâ o gün gibi parlıyordu teninde. Beterler şehri; anlamadan dillerini kıyafetlerini bir caddeler yuttu hali efeyi. Cevahir ise on dördüne basmış o yıl. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Hali efenin cebinde paha eden bir şey hiç olmamış, paranın yüzü mahpusta bildiği iki at kulağı, biri boz diğeri kara bir çift kulak işte. Onlarda karın doyurmadan sessiz otururlar cebinde. Köye varana değin açlık bilmiş. Yoksulmuş ve cebbarmış günler. Evden giderken de yoksuldu geldiğinde de. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bir selam etmiş kahveye derin, sert; alan olmamış şaşkın bakmış kahve hali yüzüne. Bir varmış bir yokmuş desem. Onların içinde olmayan insana masal kör kalıyor. Kajad’ ı sormuş? Toprağına yüz sürme vakti; kelimeler bitmiş, anlatılanları duymadan avucunu dolduran toprağı yüzüne sürmüş. Bileğindeki örmeyi öpüp. Bir anda unuta verdiği kızını aramış gözleri. Meczuptur, biçaredir diyecek diller şahin gözlerde erimiş. Bulunup getirilmiş cevahir. Sarmaya kucaklamaya koklamaya korkmuş Hali efe. Sarılsa kaybolacak öpse eriyecek gibi durmuş karşısında. Zayıf cılız gözleri kendi gözleri gibi derin saçları annesinin saçları gibi kızılmış. Hali efe elini tutacak olmuş, kız geri çekilip Halinin içine bakar gibi daha uzağı görür gibi gözlerini gözlerine dikmiş. Bir süre baka kalıp, aklına bir şey gelmişçesine arkasını dönüp bağa koşmuş. Arkasından Hali. Bağa geldiğinde. Kızını çömelmiş bulmuş usulca ürkütmeden yanaşmış yanına. Bir yılanın başında yılana söylenir bulmuş; &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Benim babam yiğittir yılanlardan, çıyanlardan, kurttan ve kuştan korkmaz. İnciden tahtı, buluttan atı vardır. Bileğini bükecek kul yoktur memlekette. Gelirken yemiş doldurur heybesine, boncuk doldururda gelir. Zümrüt ün en pahasını takar boynuma, yakutun en kırmızısını. Sesini duyan selama durmadan kelime etmez. Her kelimesi deryadır. Kızını gelince sarmaz mı? Sarar elbet. Bir tufanla gelir, buluttan atıyla gelir, anamla beni alır sarayına götürür. Sedef kaplı tabaklardan yemekler yedirir. Bin kısrağın çektiği arabalarda gezdirir kızını. Gümüşten tarağı alır hizmetçilerinin elinden kendi kızının saçını kendi tarar. İpekli elbiseler dokutur bana…” &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Hali efe kelimelerin her birinde bir adım geri çekilir. Kızını yalnız koyup bağda, efkarını boğar ormanda. Bir dal keser bir edecek kelime bulamaz kadere. Yıllarca iki yabancı gibi dururlar köyde. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Nice sonra gelmeyi tarar ecel. Uykudan önce bir kez daha öper bileğindeki saçları. Rüyaya sevdası bulaşır. Geri dönmez Hali efe…&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Toprağı sulanır mis kokar hali efenin. Birkaç yılan ağıt tutar birde delice Cevahir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;“Benim &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;babam &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;gümüş döşekte uyur.”&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-1322824906467742070?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/1322824906467742070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=1322824906467742070' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/1322824906467742070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/1322824906467742070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/09/sarap.html' title='Şarap'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/Srg7V-0jw1I/AAAAAAAAAOw/_auW1R3RvpY/s72-c/dulac-sindbad01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-6041645674124838690</id><published>2009-09-22T02:56:00.001+03:00</published><updated>2009-09-25T06:43:59.232+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tamek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yarışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><title type='text'>Yarışmanın Ardından</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SrgSr0WiWeI/AAAAAAAAAOg/GmXwy4Bmh64/s1600-h/P1016.jpg" imageanchor="1" style="cssfloat: left; margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" iq="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SrgSr0WiWeI/AAAAAAAAAOg/GmXwy4Bmh64/s400/P1016.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Tamek’ e teşekkür ediyorum. &lt;a href="http://www.tamekmutfakkeyfi.com/yemekyarismasi/detay.php?id=7169"&gt;Yarışma&lt;/a&gt; davetleri ve yarışma paketlerinden ötürü. Yarışma bitti. Eğlenceli bir yarışmaydı. Elli küsur senedir bu ülkede raflarda durabilmek büyük bir özveri ve özen gerektiriyor olsa gerek. Bu nedenle de kutluyorum, Tamek’ i. Bu denli köklü bir firmayı eleştirmek haddim değil. Ama yarışmaya yönelik bencil düşüncelerimi de yazmak istedim. &lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ülkemin insanı kendi soğan ekmek yese de gelen misafirin tabağını hep dolu tutmuş. Anadolu’nun toprakları onlarca leziz kültürü bir arada harmanlamış. Ama bir türlü mantıdan ve kebaptan öteye geçememiş. Yanlış anlaşılmak istemem kebap ayrı bir hüner gerektiriyor. Yöresel yemekleri asla kötülemek istemem. Onlar bu ülke mutfağının en değerli varlıkları. Ahkâm kesecek değilim. Buna ne bilgim yeter nede zamanım. Ama gelişmesi gereken bir mutfağımız var diye düşünüyorum. En azından imameye ulaşmak adına araştırılması yemeklerin köklerine inilmesi taraftarıyım. Ki; baklava gibi başkasına kaptırmayalım hüneri. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Örneğim Mevlevi sofrası enteresandır. Anadolu’nun farklı yerlerinde olmalarına karşın benzerlikleri çok ama ayrıştıkları nokta keskindir. Bir kısmı balık yemezken ( cinselliği tetiklediği düşündükleri için haram kabul ederler.) diğer bir kısım sofrasından eksik etmez. Bunların keyif verici konular olması başka. Asıl özü bu yemeklerin kimler tarafından nasıl yapıldığı, nasıl sunulduğu, sofra adabı, bu kültün günümüze taşımış hali ve çeşitliliği. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yarışamaya katılırken de aslında bunlarla yarışacağımı düşünmekteydim. Yüzlerce yemek arasından bir kumpirle yarışacağım aklımın ucundan bile geçmedi. Kimseyi incitmek dürtmek değil maksadım. Misafir sever bir ülke olarak, akşam yemeğinde misafirimizi bir kumpirle karşılamayız. Bu nedenle bunun bir yemek olduğunu düşünmüyorum. Bunun yanına da sofraların kralları da yok değildi. Hünkar beğendi, Mantı, içli köfte, yaprak sarma ve kabak çiçeği dolaması (kabak çiçeği dolaması favorilerimin arasında)…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://derininperievi.blogspot.com/"&gt;Zehra&lt;/a&gt;’nın &lt;a href="http://www.tamekmutfakkeyfi.com/yemekyarismasi/detay.php?id=7130"&gt;turtasından&lt;/a&gt; sonra ki favorim, reyhan hanımın &lt;a href="http://www.tamekmutfakkeyfi.com/yemekyarismasi/detay.php?id=7405"&gt;madımak&lt;/a&gt; yemeği oldu. Rakipsiz, sade, samimi ve temiz. Yufka ekmekle ile misafire sunulabilecek daha samimi daha candan ve sıcak bir yemek düşünemiyorum. Bizden Anadolu dan bir yemek. Tebrik etmek istiyorum reyhan hanımı da. Birbirlerine çok yakın tarifler var. Bu tariflerin hangisinin daha leziz olduğunun karar merciği elbette ki ustalar. Hünkâr beğendi nin, bu kadar yıl saray mutfaklarını süslemesin ardından başına gelen değişikliğe de üzülmedim desem yalan olur. Sunumu hazırlanışı bir töreni andıran bu yemeğin, tavuk etine ve kıymaya kalması düşündürücü. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
( Geh advlet-i cihandan eder cehl behreyab. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Geh lokma-i aşadan eder akl binasib. Ziya pş.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Lokma lezzetli olmalıdır. Lokmayı almadaki hevesimiz ise açlığımızdır elbet, ama önce gözlerin doyması evladır. Misafir ağırlarken de her şeyi sofrada tas tamam etmezsiniz. Önden lokmalık şeyler sonra çorba onun ardından ana yemek, salata ve içecek ardından tatlı yada meyve ve nihayette kahve yahut çay ikram ederiz. Yarışmanın da kategorilere ayrılmasını ummuştum. Tatlı ile salata aynı yarışmada biraz abes kaldığı düşüncesindeyim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son olarak eklemek istediğimde son hafta tarif yükleyen yarışmacıların diğer yarışmacılara kıyasla daha şanssız olması. Halk oylamsı ile yarışmaya katılımın eş zamanlı olması talihsizliği diye düşünüyorum. Başka talihsizlikte arkadaşlarımızın mail adresleri ile üçüncü şahısların&amp;nbsp;üye olunup oy kullanılabiliyor olması. Yani ne kadar çok mail adresi elde ederseniz o karadar çok oy kullana biliyorsunuz.&lt;br /&gt;
Yarışmaya katılan herkesi tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
"Sürçili ihsan ettiysem affola."&lt;br /&gt;
Not: ( Konserve tüketen bir aile olmadığımız için konserveler hakkında iyi yada kötü diye bir eleştirim yok. Ama Tamek in domates suyunu çok beğendim. İçim olarak çok lezzetli vede domates çorbası güzel oluyor.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-6041645674124838690?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/6041645674124838690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=6041645674124838690' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/6041645674124838690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/6041645674124838690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/09/tamek-e-tesekkur-ediyorum.html' title='Yarışmanın Ardından'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SrgSr0WiWeI/AAAAAAAAAOg/GmXwy4Bmh64/s72-c/P1016.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-4283576297647497640</id><published>2009-08-29T03:00:00.001+03:00</published><updated>2009-09-25T06:40:34.427+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yarışma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yetenek'/><title type='text'>Yarışmayı sevelim.</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.istockphoto.com/file_closeup.php?id=4670382"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375159301480095330" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/Sphm5-fbnmI/AAAAAAAAAOM/VtHRcq2redg/s400/bali.jpg" style="cursor: hand; display: block; height: 156px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanların hırslarına yenik düşmesi.&lt;br /&gt;
En kötüsüde size düşen gerçek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne diyorsun yahu ne gerçeği ne hırsı...&lt;br /&gt;
açıklayacağım ama biraz kafa karıştıralım.&lt;br /&gt;
Bu dünyaya bir yetenekle geldiğinizi, bir fark yaratabileceğinizi düşünüyorsunuz.&lt;br /&gt;
Maharetinizi ölçülendirip ona bir kavanoz bulmaya geliyor sıra.&lt;br /&gt;
Bildiğiniz yaptığınız herşeyi içerisine koyuyorsunuz.&lt;br /&gt;
Sıkıştırıyorsun, kavanoza sığmayan ları görünce, seçenekleri azaltmaya karar verip, elemye başlıyorsunuz. Bu çok eski, bu uygunsuz, bu başkasının işine benziyor, bu kötü, bu iyi.......&lt;br /&gt;
tekrar doldurup kavanozu kapatıyorsunuz. &lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
İstediğiniz tada ulaşmak için ise kavanozu defalarca karıştırıp boşaltma yoluna gidiyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çünki bunca karmaşanın içerisinde, olgunların fark edilir olması zor.&lt;br /&gt;
Herbirini ayrı kavanoz a koymak fikri daha anlamlı oluyor.&lt;br /&gt;
Bir kaç adım geri çekilince;&lt;br /&gt;
Görünen manzara onlarca kavanoz.&lt;br /&gt;
Kavanozlar da öyle tek başlarına durmaz bunları pazara çıkarmak gerekir. Sergilemek harmanlamak başka insanlarla paylaşmak gerek.&lt;br /&gt;
İşin haz kısmı beğeni övgüler oluyor. Reel kısmı ise büyük bir emek ve sermaye. Ki; bunu başka bir beceri sahasında göremiyorsunuz.&lt;br /&gt;
Bir mütahidin zevk için bina inşa ettiğini görmedim. Varsa da onlarca değildir. Ya da Vardır belki? Araştırmak lazım.&lt;br /&gt;
Bir fotografçı örneğin yıllarını ve iyi bir servet gömmektedir sütüdyosuna.&lt;br /&gt;
Bir ressam keza öyle. Ya da bir heykel traş, bir yönetmen, bir ahçı ve yahut bir terzi yada stilist ..........&lt;br /&gt;
Sermayenin ötesinde önem taşıyan emek ve zaman.&lt;br /&gt;
Kırklı yaşlara gelip hala turşunun içerisinde debelenen insanlar var onlara hayranım.&lt;br /&gt;
Bitmeyen enerjilerini o amatör ruha sığdırabiliyorlar.&lt;br /&gt;
Netice olarak onlar da pazarda tezgahlarını açamak isterler.&lt;br /&gt;
Bu pazarın bir yöntemi olduğunu, yöntemlerinden biri olduğunu düşünüyorum yarışmaların.&lt;br /&gt;
Bir kıyas değil. Meziyeti bir standarta oturtup alın kardeşim budur demekte doğru değil. Yarışmaların bu şekilde anlaşılıyor olmasından rahatsızlık duyuyorum kendi adıma.&lt;br /&gt;
Ortaya koyduğunuz ürün sizin birikimlerinizin bir ecberi (özeti) ise kimin daha çok biriktirdiği ve emek harcadığı ön plana çıkıyor. Değerlendirmenin ölçütününde bu olması gerektiği kanaatindeyim.&lt;br /&gt;
Toplum a sanatı ve zanaatı ne kadar çok sunarsanız toplum aşina olur.&lt;br /&gt;
Bunu ne kadar teşvik ederseniz toplum da olgun ölçütlerde insana kavuşur. Bu gek olarak çıkmaz.&lt;br /&gt;
Konuşuldukça, öğretildikçe, dinledikçe, aşina oldukça, ödüllendirildikçe gelişir.&lt;br /&gt;
Eteklerinizdekini döktünüz, seçtiniz, gönderdiniz diyelim.&lt;br /&gt;
Size kalan gerçeği görmenizi engelleyen brokratik engeller bu seferde kanlı canlı insan suretinde karşımızda....&lt;br /&gt;
Bir süredir kurum ve kuruluşların, ulusal ve uluslar arası örgütlerin yarışmalarını takip ediyorum;&lt;br /&gt;
yurdum insanının, biçimsiz bir ölçüyle hadi sanat yapın demesini izliyorum. Hatta ödülleri yarışma zamanına kadar açıklanmayan yarışmalara şahit oluyorum. Devlet görevlilerinin, belediye encümen üyelerinin jüri olmalarına şahit oluyorum. Toplumsal duyarlılığı artırmak adına, yemek masasında karar alınan, yemek masasında ki faturasının bile ödülden daha yekün olduğunu düşündüğüm yarışmaları görüyorum. Hadi yarışma düzenliyelim. Yarışamaları sevelim, sana ödül yok senin aslan aslana hiç benzemiyor. Bu ne kardeşim kadın çıplak abes, ressama söyleyin giydirsin.... bu ne biçim film adam hep yürüyor....&lt;br /&gt;
Herşeyin terbiyesi var. Bu kültürü solumamış bilmemiş insanları, yoğurmak lazım. Kaz heykelini kaza benzetemiyen belediye başkanının, heykeli yapan sanatcıyı çağırıp ta şunu kaza benzet demesi kadar terbiyesizce birşey olabilirmi. Brokratik engele takılmış malesef :)&lt;br /&gt;
Sanatçının vede zanaatçının da kendi yapıtına karşı bir kültürü olmalı gelişmeli. Bu tavıra karşı durmalı. Yada yarışma kazanmak adına herşeyi mübah görmemeli.&lt;br /&gt;
Ödüle değinecek olursak.&lt;br /&gt;
Oyma ustası çırağın da olgunluğu görünce ne hediye verir?..................&lt;br /&gt;
Gül ağacından bir tokmak tutuşturup eline tezgahı gösterir. O işin kültürü ahlakı bunu gerektirir.&lt;br /&gt;
Oyma bıçaklarını ve ağcı heryerden alabilirsiniz. Gül ağacından iyi bir tokmağı ve ağcın kültürünü ancak ustanın elinden alırsınız. Birikimin ölçütü odur. Tokmağı sert kullanırsanız gül ağacını ezersiniz. Yumuşak kullanırsanız yorarsınız. Kıvamında kullanmak gerekir.&lt;br /&gt;
Yarışmalardaki ödüller belirlenirkende bu kıstas göz önüne alınmalı. (Bencil bir düşünce) Fotografçı yeni bir fotograf çekebilmeli ödülü ile. Yani gezebilmeli seyyaheliği sırtlanmalı ödülüyle. Sinemacı yeni bir film yapabilmeli, ressam boyasını, fırçasını ve tuvalini koyabilmeli. Fevzan bir tavırla oturabilmeli hayatın ortasına, ki; dolduracak bir kavanozu daha olsun.&lt;br /&gt;
Evet ödül bu olmalı dolduracak bir kavanoz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-4283576297647497640?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/4283576297647497640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=4283576297647497640' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/4283576297647497640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/4283576297647497640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/08/yarsmay-sevelim_28.html' title='Yarışmayı sevelim.'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/Sphm5-fbnmI/AAAAAAAAAOM/VtHRcq2redg/s72-c/bali.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-773464363131368820</id><published>2009-06-18T04:36:00.007+03:00</published><updated>2009-09-26T01:06:38.321+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kabak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sebze'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolma'/><title type='text'>Kabak Narin</title><content type='html'>&lt;div dragover="true" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://www.istockphoto.com/file_closeup.php?id=10562478" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" dragover="true" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348481762612126194" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/Sjmf01wmofI/AAAAAAAAANU/bb8YWDMoE0Y/s200/003.jpg" style="float: left; margin: 0px 10px 10px 0px;" /&gt;&lt;/a&gt; Tarif benim tarif ama başka türlü yapan insanlarda vardır. Çok maharet isteyen bir tarif değil.&lt;br /&gt;
&lt;div dragover="true"&gt;&lt;div dragover="true"&gt;Kabakları pazarda görünce dayanamadım. Ki kabak yemeğini çocukken sevmezdim, yerdim ama bir eziyetti. Daha sonraları kabağın ne kadar lezzetli olabileceğini keşfettim. Kızartmasını yoğurtlayıp yemeyi, haşlayıp salatasını yapmayı, peynirli iç ile dolmasını, közlemesini ve mücverini. En tatmin edeni ise közledikten sonra, limon, tuz , karabiber, zeytinyağı harmanı oldu. Uzatmadan…….&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div dragover="true"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div dragover="true"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div dragover="true"&gt;&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler:&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt; (3 kişilik) biz üç kişiyiz.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div dragover="true"&gt;3 adet tombul (yayla) kabak.(İçleri oyulacak kabukları bir şerit halinde soyulacak. )250 gr kuşbaşı (kuzu) ( dana da kullanılabilir lakin daha lezzetsiz ve sert olur) 1 adet iri patates. (küp şeklinde doğranacak)2 adet tatlı biber,( halka şeklinde kabaca doğranacak.) 3 diş sarımsak.Sirke (elma sirkesi kullandım. Yerine taze portakal suyu ya da yarım misket limon suyu da kullanabilirsiniz. )&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left" dragover="true"&gt;İki adet soyulmuş iri domates. (bir çay kaşığı tuz, bir yemek kaşığı sirke ve yarım çay bardağı zeytin yağı ile yarım saat bekletin.2 ya da üç tane havuç.( soyma bıçağı ile ince şeritler haline getirip bir kaba koyalım bir tutam Tuz zeytinyağı ve sirke ekleyelim beklemeye bırakalım)3 yaprak reyhan.Zeytinyağı. TuzTatlı kırmızı toz bi&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left" dragover="true"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;Yapılışı( iç):&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div dragover="true"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div dragover="true"&gt;Bir miktar zeytinyağını tavaya koyalım. Biberleri ve sarımsakları karıştırarak 15 – 20 saniye kızartalım. Sonra patatesleri ekleyelim patatesler hafif kızarmaya başlayınca bir tatlı kaşığı toz biber koyalım. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div dragover="true"&gt;&lt;div dragover="true" style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.istockphoto.com/file_closeup.php?id=10562478&amp;amp;refnum=1753910&amp;amp;source=rssuserimages" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" dragover="true" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348483762022343634" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SjmhpOJJY9I/AAAAAAAAANs/5oeqh2zDs5A/s200/002.jpg" style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Kuşbaşılarını da ekleyip etler kendilerini toplayıncaya kadar karıştırın. Ateşi açın ve domatesleri ekleyin domat e sler suyunu bırakmaya yakın söndürün. (Tam pişmemiş olsun.) Kabakların altlarına birer yaprak reyhan yerleştirip bu içle doldurun. Ve tepsiye yerleştirin. Arzu ederseniz birer ölçü tereyağı üzerlerine koyabilirsiniz. 180 derece de fırında 45 dakika kadar pişirin. ( kabakların kızarmasını isterseniz 10 dakika daha pişmesine izin verin.) Kabakların çok pişmesine fırsat vermeyin. Az pişmiş kabak daha sağlıklı ve daha lezzetlidir.&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SjmiId2iPRI/AAAAAAAAAN0/aElZLaJwCiE/s1600-h/001.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" dragover="true" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348484298815192338" src="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SjmiId2iPRI/AAAAAAAAAN0/aElZLaJwCiE/s200/001.jpg" style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;strong dragover="true"&gt;Servis:&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;Hazırladığınız havuçları tabakların ortasına yayın ve kabağı oturtun. Birkaç dal maydanoz yada dere otu ile süsleyin. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-773464363131368820?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/773464363131368820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=773464363131368820' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/773464363131368820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/773464363131368820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/06/kabak-narin.html' title='Kabak Narin'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/Sjmf01wmofI/AAAAAAAAANU/bb8YWDMoE0Y/s72-c/003.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-4010974045418606997</id><published>2009-06-18T02:31:00.006+03:00</published><updated>2009-09-26T01:08:53.119+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meslek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='desthuş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayal'/><title type='text'>Desthuş</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.istockphoto.com/file_closeup.php?id=9729567&amp;amp;refnum=1753910&amp;amp;source=rssuserimages"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348449043929297810" src="http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SjmCEXKu85I/AAAAAAAAANM/E6J1oym7rcg/s400/Untitled-1.jpg" style="cursor: hand; float: left; height: 210px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çocukluk; mesleklerin nizamlarında ölçü aramadan,&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;çoban olmak ister. İki üç davarı güderce koşturur, o tepe ile bu tepe arasında. Bildim; çoban olup güne doymak, insanın asıl özünde olana, börtü böceğe bulanmakmış beklenti. Nice sonrada vardığım nokta, yine o tepeden bu tepeye koşuşturmakta olduğum. Ama ne börtü var ne böcek.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Meziyet tekte olsa bir tomur daha koymak gerekiyor üzerine. Hayatı huzursuzca sevmek çok mana katmıyor ömre. Her şeyi kendi özünde ve kararında sevmek gerekiyor bekleneni de. Elde sopa günün orasını burasını dürtüklemek; ne o günü değiştiriyor, nede koyunu adam ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Kararsızlıkları miskinlikleri bir kenara koyup of çektikçe üzerlerine daralıyor gün ve kararıyor.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;kime ne?!………..&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Öyle kısır öyle kapan içerindeki her şey, farklı bir başlangıç yaparsak bir halt olurmuş gibi güne başlayıp yine yılgın somurtkan gecede bitiriyoruz. Sabah olanda bekleyen koşturmaca şimdiden yoruyor efradı.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Dönemin kayısı, erik hikâyeleri, arı savaşları, mahalle arası koşuşturmalar, alt üst mahalle çekişmeleri. Her bir şahsın vardır anlatacak bir şeyleri. Ama bunlardan bu seferlik bahsetmeyelim. O çocuk ruhuna en son ne zaman dokundunuz da demeyelim. En son kendinize an yaratıp. Sizi hayattan koparan, günlük feryatlardan çıkaran, içinde sizden başkası iliştirmeden, hatta kurarken gözünüzde canlanan hareket eden, hayalle ne zaman başa başa kaldınız.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Maksat hayal satmak değil. Hayal olana demle kıymet biçmek ve Varlıklarını düşlerken akif olmak. Tebessüm etmeye hacet yok. Lazım olan kendinize ayırdığınız mazîf alan. Bu alanın çizgisi yok. Bu alanın ziyaretçileri var, yaratılmışların ve yaratılmışlıkların evveliyatları var. Bu sofranın içerisine ne isterseniz koyabiliyorsunuz. Öğrendiklerinizle, tanıdıklarınızla beklediklerinizle değişiyor. Çocuk kalmayacak elbette; bir tutam günahla, ihtirasla, kinle süsleyeceksiniz. Beklentileriniz insanca olacak elbet. Ulaştığınız nokta ise yine aynı tepe. Başka bir koyunu güdüyor olmanız tek değişen. Koyun yine koyun; düşler yine insanca. Mukavemeti yitirmeden, size kaldığı sürece; o çocuktan kalan saflıkla yine aynı haz ı duyduğunuz ve o çocuk olduğunuzu bilmek asıl taşımanız gereken gerçek…….&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Anda büyüyor insan, bir vakada büyü neşrediyor. Kuzuyu kurda kaptırınca başlıyor, ilk acı. Burkulurken içimiz küçükten sönüyor hayaller. Sırta yüklenen şehir büyüdükçe beklentimizde çamurdan bataktan hal alıyor. Küçük bir arazinin üzerinde toprakla haşır neşir olmak daha mutlu edecekken insanı şehre sığınıp daraltıyor mekanı. Hoş artık toprakta şehir için. Pencerelerden gördüğümüz ışıklar örtüyor hayalleri. Ve önümüze konan hedefler kırıyor insanı.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Meslek; Şehrin karmaşasında var olabilmek için uydurulan dünya laneti.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Hayal; 60 yılı doldurmak için elimize tuttuğumuz oyuncak (desthuş). &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-4010974045418606997?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/4010974045418606997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=4010974045418606997' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/4010974045418606997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/4010974045418606997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/06/desthus.html' title='Desthuş'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SjmCEXKu85I/AAAAAAAAANM/E6J1oym7rcg/s72-c/Untitled-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-3864876610519734417</id><published>2009-05-10T19:59:00.004+03:00</published><updated>2009-09-26T01:05:41.497+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meslek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelenek'/><title type='text'>İğne iplik efendisi.</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.istockphoto.com/file_closeup.php?id=9313949&amp;amp;refnum=1753910&amp;amp;source=rssuserimages"&gt;&lt;em&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334241710302379090" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SgcIktClPFI/AAAAAAAAAMs/GNfToDb0WL4/s200/childhood.jpg" style="cursor: hand; float: left; height: 200px; margin: 0px 10px 10px 0px; width: 200px;" /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;br /&gt;
Mevsim güz, anne kız, merdivenin altı masal, üstü kör imiş. Zaman kul, insan efendi, kedi vezir, fare kral, toprak aç, yoksullar tokmuş. Beklenen olmuş vaka gelmiş insanın avucuna kubur u sürüp ol demiş ve olan olmuş. Marifet i olana pir, parası olana köle düşmüş.&lt;br /&gt;
Şarapları ve sevdaları bol, yokuşları yorgun şehrin insanları. Görmek yaşamak nasip oldu ise ne mutlu. Yaşamayanlar, size zor.&lt;br /&gt;
Hepimizin teni muhtaç, hepimizin kışı, yazı eline bakar. İdris ten el almak komşu olmak mı maksadı. Bu denli didinmesi çalışması ve susması. Diğerlerinin tezgâhı şaşalı kalabalık ve pazarlıklı. Kimsenin görmediği ama herkesin uğradığı taburesi nede huzurlu. Soba üstünde hazır çaydanlık, yanı başında bakışıyla demler dolduran çırak. bu sessizlik kaç fersah. Astarı gümüş ceketler cepleri boş, içini dolduran insan, kapıdaki kediler ne kadar zengin.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mezura sı boynunda, iğneliği kolunda, yüzü kumaşta; iğnede, iplikte. Tokluğu masanın ucunda yarım simit yarım bardak çay. Yanına çırak duranın ilk öğrenmesi gereken sessizlik az sohbet çok iş. Malum ilmek ilmek her şey bir eksik bir fazla göze batar dikkat etmeli iğneye ipliğe. Her şey bir ayin gibi başucunda duran kimsenin dokunamadığı radyo ile başlar. Kapıyı açıp selam veren ilk radyonun çaldığı rast, nihavent, rehavi, hicaz, acemaşiran; (ki ete kemiğe ve yaratıcılığa yeter dir.) ile karşılanır. Bir bardak çay kıymetlisine kahve söylenir. İğne ile dikilen kumaştaki ahenk, sohbet e ritim tutar. Yavaş ve dikkatli. Müşteride derdini bir o kadar yavaş ve dikkatli anlatır. Hatta kelimeleri seçerken dahi buna dikkat eder.&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;Ustanın suskunu müşterinin efendisi makbul üç adımlık dükkanda. Üç adım densekte cümle alemi giydirir. Her birinin yakasına bir iğne biraz iplik yeter. Çözümü olmayan dertlere de akşam kadeh verilir ama buda başka mevzu.&lt;br /&gt;
Hiç çocuk olmamış, genç durmamış. Evveliyatı da şimdine benzer. Heykel gibi cam vitrinin arkasında. Bir makinede, bir masada. Cereyanlı ütüler çıkalı pekte kıymeti kalmasada bir kenarda duran kömürlü ütü. Cereyanlar kesilince, el köle o efendi. Birde tepede asılı duran şinanay lamba. Bayram gelmeye az çıkar en nadide kumaşlar. Çırağın cebi dolar gelen gidenden. Nadiren elinde kahvesi dükkan önünde güneşle huzurda. Sonra yine gece iğne aşağıda iğne yukarıda. Mektepli olanlar dahi susar yanında bildikleri bilecekleri unutulur. Kumaşlar örülür, sökükler onarılır, pantolon paçaları kısaltılır, uzatılır. Babaların takımları oğullarına annelerin takımları kızlarına uydurulur. Hası; beden oturunca yetişkin olunca başlar asıl marifet yeni olana temizce başlamak için mi? yıllarca üzerimizde taşıyacakmışız gibi şımarıp; üzerindeki renklerle dokuyla bir tutulduğumuz bayramlık entari.&lt;br /&gt;
Sabah ayinle başlar selam alır dükkânın önünden geçenlerden. Besmele ederimi yahut kaç vakitte açar dükkânı bilmeden tertemiz gömleği her zaman ütülü pantolonu; sırtında örgü yeleği; derdi varsa bir kaşı yukarda, her şey sütse huzurda, manalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kumaşlar serilir önünde pamuklu, yünlü, fabrika mezeli, el dokuması, hangisi gönlümüzü okşarsa okşasın, ustanın onayını almadan içimiz elvermez esvap olmasına. İğne aşağıda iğne yukarıda. Mezurası ölçtükçe kalemi yazar deftere, göğüs, kol, yaka…. Defterin içerisinde tüm mahalle. Her bayram,her kış ve her yaz.&lt;br /&gt;
Gün kararır. Çırak fırçayı bırakır kapının eşiğine dükkanın önünü süpürdükten sonra. Gocuğunu giyer atkısını sarınır. eli cebinde bahşişleri okşar.&lt;br /&gt;
Bayramlaşmak için el açar ustaya; usta vurur çırağın avcuna bir poşet tutuşturur kolunun altına. (gıcırın dan bir takım) çırağın saçını okşar.&lt;br /&gt;
— El öpme,İğne iplik efendisi. (çırak bakar usta güler.) Ne zaman ustanın dükkânını devralırsan, o zaman ustanın elini öpersin. Sonrası efendisin el öpme el öptürme.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kapıdan selam edip evinin yolunu tutarken bilir. Gece uzun gece sessiz. Uzunca süre düşünecektir ve unutmayacaktır bir bayramlık nasihatı, gıcırdan takımı. Marifet olması gerekendir ve ihtiyaçtır. Kolunun altındaki takım işin terbiyesi. Takımın cebindeki bayram harçlığı insanın güzelliği.&lt;br /&gt;
Bunları görmek isterseniz; marifetin güzelliği de , iğne iplik efendisi de artık yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;mayıs 2009&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-3864876610519734417?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/3864876610519734417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=3864876610519734417' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/3864876610519734417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/3864876610519734417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/05/igne-iplik-efendisi.html' title='İğne iplik efendisi.'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SgcIktClPFI/AAAAAAAAAMs/GNfToDb0WL4/s72-c/childhood.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-6919179883116409271</id><published>2009-04-11T04:58:00.000+03:00</published><updated>2009-09-24T22:36:55.508+03:00</updated><title type='text'>zor yazılar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SrvKE02cTLI/AAAAAAAAAO8/iT7Fk9X2LtE/s1600-h/daisies.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" iq="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SrvKE02cTLI/AAAAAAAAAO8/iT7Fk9X2LtE/s400/daisies.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Uzunca süredir yazmıyorum. Yazacak onlar var. Ve onların yanından geçerken utanıyorum. Kafamda uçuşan, üzen, depresif hallere bürünen kelimeler dürtüyor, yazının başına oturunca küsüyorlar. Bir çukura karanlık bir yerlere büzüşüyorlar. Onları yerinden çıkarmak, nice sakin zamanlara, gecelere ya da anlara muhtaç bekliyorlar. Bir koyu kahve arada sızlayan dişim, hiç bir şeyi toparlamıyor bol sinir bol boşluk. Kadını kıskanıyorum; oturmuş başucumda eli harflerde dolaşıyor. Fotoğrafları sıralıyor, mutfakta can verdiklerini yılmadan blog sayfasına diziyor. Arada bir dürtüyor. Bir bakış yine boşluktan çıkıp onu izliyorum. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;Bir yerden çıkmalı derken eski yazılar dan başlamak heves getirdi...&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/RepL0gvbnzI/AAAAAAAAAGg/azb9Mlsb8js/s320/fairy.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/RepL0gvbnzI/AAAAAAAAAGg/azb9Mlsb8js/s320/fairy.jpg" style="cursor: hand; height: 223px; width: 320px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her şey kadar mavi her şey kadar aktı ve apaçıktı öfkesi. Deli bakışlarla süzerken vitrinleri, kaldırımları; üzerindeki miydi paha eden. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Yahut; yediği, içtiği, düşlediği, arzuladığı. Yürüdükçe, baktıkça sokaklara, "başlangıcı vardır elbet" dediği yollar, gidecek yeri olmayan için nede süslü. Başlayınca yürümeye biteceği ya da ulaşacağı yok. Değiştirecek namı yoktu. Olsa da sureti kadar olurdu. Ya da görenler kadar olurdu. Avuçlarındaki çizgi kirden, pastan görünmezken kader okuyamazdı elbet, kulun geçmişini geleceğini. Üzerine silip avuçlarını taze başlangıç umarca hareketlendi sonra durdu. Nereye. Etrafına bakınırken ne koca şehir, ne kocaman binalar, ne kadar çok insan mı? Demeli; yoksa ne yalnız adam. Durduğu yerde bilmeceydi ve ucundan bakılınca, hayattı. Ötesi hayata mim di tutunduğu dal ve sel. Tutarlılık arasa da içinde kocaman bir kıvılcım kıpırdanmaktan yorgundu. Yürüdü, sustu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Kimine yorgan; onun elinde korkuydu yıldızlar. Parlayıp durdukça, titredikçe pırıltıları efkârdı, uzağa bakan gözdü ve uzdu tanrıya inat. Rüyası yokken karanlık düne bakan yüzü. Biraz ezikti yahut haz değildi yaptıkları. Hoş eziyet de değildi. Bir gündü sadece. Dün gibi, evvelsi gün gibi yahut yarın gibi. Akdemi olmayan bir işti kendisinden evvel yapan bir piri olmalıydı. Ustalık yahut çıraklık gerekir miydi? Muattal olmanın serseriliğin bir tarihi olmalı. Pekte mutlu etmemiş olsa gerek insan kısmını. Biçimi, naz olsa da; üstümüzde duran kısmı delilik. Ya da bunun için kılıf. Bunca küskün, böyle tuhaf bakılmanın ve uzak durulmanın günahı olmalı. Bu günahı işleyen birde kul. Yahut tarihte bu suçu işleyen ilk serseri.Yine gece, yine şehir……..Rüyası yok. Yürüdü, sustu. Perdelere hısım. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Yalnızlığa alışınca karşısına bir şey koyamıyorsunuz. Firak ı zor oluyor zorda kalıyor. Bilmezinde bilirinde ötesinde arıyorsunuz her şeyi. Ötekileşip kendinize hayır yordukça geçenin sadece zaman olduğunu bilmek artık canınızı yakmıyor. Gün ne kadar günse o kadar bilmece o kadar tutmazlık ve o eşte sizsiz kalıyor düşler. mendilin bir tarafına sürdüğünüz yaş diğer yüzüne ne kadar yaban ise ne denli futa ise eldeki ve koynundaki o kadar ıslanıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Kendimize sakladıklarımız mı, saklattıklarımız mı üzüyor eziyor yoklukları. Çizdiğimiz kümelere sığdırırken her şeyi ne denli kolaydı. Kapsardı, kesişirdi, bileşirdi. Şimdi hayatın neresini kapsatmalıyım yahut bileştirmeliyim, kesiştirmeliyim. Kümenin bir ucunu açık bıraksam her şey olduğuna varsa; adam eder mi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Zor yazılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;(şubat 2007)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-6919179883116409271?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/6919179883116409271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=6919179883116409271' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/6919179883116409271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/6919179883116409271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2009/04/uzunca-suredir-yazmyorum.html' title='zor yazılar'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/SrvKE02cTLI/AAAAAAAAAO8/iT7Fk9X2LtE/s72-c/daisies.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1846222454037202217.post-5996400940780028001</id><published>2008-11-30T17:15:00.000+02:00</published><updated>2008-11-30T18:34:06.773+02:00</updated><title type='text'>Sabah kahvaltısı.</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/STK4TYMjKxI/AAAAAAAAAJI/q1pN4kDXx7I/s1600-h/brokoli.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Zaman geliştikçe, genişledikçe alışkanlıklarda değişiyor. Ailece kahvaltı yaparken ki beklentilerimizi tek başınıza yaptığınız kahvaltıyla kıyaslarsanız, tam bir kedi sofrası olu veriyor. Bir dilim ekmek, üç beş zeytin, ekmğin arasına sıkıştırılmış beyaz peynir, acele ve özensiz bir geçiştirme. Hatta kendi adıma bir bardak kahve yeterli oluyor. Eşimi ve kızımı Malatya ya gönderince, bir başıma kahvaltı yapmaktan başka çarem kalmadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/STK43CUH0rI/AAAAAAAAAJQ/qhPrqrJeAxc/s1600-h/brokoli.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274481369257857714" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 257px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/STK43CUH0rI/AAAAAAAAAJQ/qhPrqrJeAxc/s320/brokoli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Iceberg marul 1 yaprak.( roma maruluda olur.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarım portakal.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir kaç dilim domates.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İki dilim bayat ekmek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir tatlı kaşığı tere yağı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kuru tatlı toz biber.( acı severler pul biber de kullana bilir.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İki kaşık zeytin yağı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir kaç dal brokoli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Konya kırma peyniri. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;( biraz kuru bir peynirdir. Dilinizle damağınız arasında erir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun yerine herhangi bir peynir deniye bilirsiniz.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;iki dal dere otu.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yapılışı. ( 12 - 15 dakika) &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tereyağını tavada kısık ateşte erirken ekmekleri küp küp doğrayıp güzelce kızartın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kızarmış ekmekleri bir tabağa alın. Brokolilerin çiçeklrini saplarından ayırın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir kaşık zeytin yağını tavaya koyun kısık ateşte kızmaya başlayınca . bir tutam toz biber ardından yarım portakalın suyunu ve çok az tuz ekleyin. portakal suyu buharlaşamaya başlayınca brokolileri ekleyin portakal suyu tamamen buharlaşınca bir kaşık daha zeytin yağını koyun ve bir iki dakika daha karıştırarak pişirin ve bir yemek kaşığı yada iki dilim peynirleri ekleyin ve karıştırın . peynir kıvama gelince tavadakileri marul yaprağının üzerine alın. ekmekleri marulun etrafına dizin. domates dilimleri ve dere otu ile süsleyin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yanında nar suyu muhteşem oluyor afiyet olsun.&lt;/div&gt;

&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/STK_X6dtV3I/AAAAAAAAAJY/cpXWUN3Qvpg/s1600-h/P1010420.ORF.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274488531156031346" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 162px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/STK_X6dtV3I/AAAAAAAAAJY/cpXWUN3Qvpg/s320/P1010420.ORF.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;em&gt;(Not: brokolileri asla çok pişirmeyin.)
&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1846222454037202217-5996400940780028001?l=kedisofrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/feeds/5996400940780028001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1846222454037202217&amp;postID=5996400940780028001' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/5996400940780028001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1846222454037202217/posts/default/5996400940780028001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kedisofrasi.blogspot.com/2008/11/sabah-kahvalts.html' title='Sabah kahvaltısı.'/><author><name>kedi kafa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05354676319659202966</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/S0h-vqbnmhI/AAAAAAAAARg/1LnzoRSP2ZY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7Og-DvpbcwA/STK43CUH0rI/AAAAAAAAAJQ/qhPrqrJeAxc/s72-c/brokoli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry></feed>
