1/27/2010

Yeşilde sevda.








Bu uçsuz bucaksız dünya içinde, bil ki,
Mutlu yaşamak iki türlü insana vergi;
Biri iyinin kötünün aslını bilir,
Öteki ne dünyayı bilir, ne kendini.
ÖMER HAYYAM


Terzi ve ayakkabıcı Recep ustalar.
Çıraklık barındırmazlar içlerinde. Ustalıkları ellerinde, gönüllerinde, tezgâhlarında yemyeşil.
Ve sarıçiçekleri vardı yakalarında. Tebessümlerinden sızan ermişliğe dokunmak kalır müşterilere.
Eş dosttu selamladıkları. Günaydının ve iyi günün çocuklarıydı içlerinde yeşerttikleri hüzünler.
Bilmeceydi, keyifti çalışırken dinledikleri rast, uşak. Bir tiryakilik bulaşırdı ellerinden; izlerken, koklarken dükkânlarının havasını. Eskimişlik dururdu raflarının birinde, birde sezemediğimiz, mutedil sevdaları vardı.

Yeşil bir hırkanın çekişmesiydi tavla zarlarının yuvarlanırken ki kaderi.
Terzi recep yeşil hırkayı omuza atıp ayakkabıcının vitrininin önünde durdu bir bakış attı gözlüğünün üstünden, ayakkabıcı recep ustaya.göz göze gelince kafa salladı her ikiside.

12/30/2009

bol huzur, bol sağlık


Yeni yıl yaklaştıkça kızım sıkıştırıyor.
(Maksat belli hediye olarak ne istediğini duyuracak.)
- Baba
- Efendim kızım.
- Yeni yılda ne istersin.
- Kızım senin sağlıklı, mutlu gülen yüzünü isterim.
- Hayır kendin için ne istersin.
- Sağlık ve huzur kızım...
- Hayır hediye olarak ne istersin.
- Sağlık ve huzur
arkasından sıralıyor."Giyecek, yiyecek, oyuncak, ......... "aklına ne gelirse, benimde domuzluğum tutuyor....aynı cevabı veriyorum.

(Bu yazımı da adadoksan ın kızı Deniz ve kızım Derin le süslemek istedim.
Sevgili Ayşegül’ün (adadoksan) Buca- Kaynaklara bağlı Vişneli köyünde yürüyüşe davet etti.
Çok güzeldi. Tekrar teşekkür ediyorum.)
















Değil yeni yıldan, hayatın kendisinden de dileğim aynı. Sağlık ve huzur. Beklenti içerisine girilince hayat hep kaçan, sen ise kovalayan oluyorsun. Zaman la bir kaç şey yakalasan da beklentinin kırılganlığı ile elinde toz duman oluyor. Sadece yaşamak daha manalı. Adımlar atıp durumu yaşamaya başlayınca, gelene de gidene de selametle. Tepkileriniz ona göre oluyor. İnsanların beklentilerine Musa olamasanız da fikriniz oluyor vakalarda.

11/24/2009

Sevmedim, sevemedim.



Bayramların mutluluk, huzur, barış, bolluk ve bereket getirmesini diler insanlar. Bayram namazından sonra doğru eve gelirdik kimse ile bayramlaşmazdık, aile büyüklerinin ellerini öpmeden. Önce babamı beklerdik sırası ile el öper, hayırlar alır nice bayramlar dileğini suvardık yüzlere. Hiçte gülen gözler görmezdik; Hepsi buğulu bulutlu...


Mezarlıklar ziyaret edilir. Dualar, ayetler okunurdu cevşenler den. Acıları yüzlerinde eve gelirlerdi büyükler. Tebessümleri biraz toparlasa da yüzlerini, o ezik özlem dolu bakışları birden değişirdi. Geçmiş, çocuklukları, kaybettikleri, özledikleri ve hatta hataları bir bir yüzlerinden akar, eskimişliklerini iç çekişlerle geçiştirirler di.
Kurbanlık pazarlarını gezerdik babamla.
Cebine koyduğu dilinden, dişinden artırdığı üç kuruşu bir koyuncağız a yada keçiye sererdi. Ortak kurban kesmek istemezdi. Pay ederken sefili parçasında ortağının gözü kalırsa hak geçer derdi. Bayramlaştıktan sonra ibadet gereği kanını akıtırdı. Ağlardı için için sesi titrer gözleri kızarır sâlavat boğazına düğümlenirdi. Canı çıkınca hayvanın yanaklarına yaşlar süzülürdü Nazlı beyin. Cana kıymak ne zor görürdüm. Şimdi ise sevemiyorum bayramları. Bir sıkıntı basıyor içimi. Kimse ile konuşmak bayramlaşmak gelmiyor içimden. Hatta yazmakta istemiyorum......Yok yazacağım.