Bir sevgili zamanı daha geldi geçti. Sevgilinin, sevginin zamanımı olur. Dün bu kadar hoyrat, yarın bu kadar vakurken, sevgiyi anda yaşayıp, aşkı zamana yaymak lazım.
Koynuna alıp, bir güzel rüyaya sarmalamak koklamak saçlarını okşamak... Sevginin tarifi de olmuyor işte az acı biraz tatlı.
Ezberletilmiş sözler, belletilmiş ilişkiler, şimdiki şarkılarda ne kadarda fukara. Eski aşklar lazım, eski şarkılar, eski bayramlar gibi diyeceğim, oda siyam oda ezber olacak.
İyisi mi kendi hayrını, tezgahına bırakıp yaşayalım, ne getirir bakalım. Şimdiye dek getirdiklerinden pek hoşnut um. Bir küçük maymunum birde mutfak perim var kucakları sevgi dolu, bakarlar gözüme.
Biraz yorgunum. Tatlı bir yorgunluk. Koynumda bir kadın elimde bir çocuk; mırıldanarak geçiyor zaman. Bir sevgi günü geçti, bin sevgi günü sizin olsun.
2/15/2010
2/03/2010
yaşasın pizza
Geçen hafta Swiss otel izmir in pizza kursuna katıldım. Güzel ve eğlenceliydi . Güzel insanlar vardı. uzunca süredir yaptığım yiyecekleri koyamıyorum blog a. Sebebi geniş, açlıktan gözümüz döndüğü için bir çırpıda yiyip bitiriyoruz. fotoğraf çekmeye zaman kalmıyor. yada ortam ve zaman buna müsait olmuyor. pizzanın başına gelende yine bu oldu . Yapıyorum fotograf çekmeye fırsat olmadan bitiyor. Kızların evde olmadığı bir gün tek başıma yapıp çekeceğim fotoğrafları. şimdilik fotoğraflar kursta tanıştığım yılın yeni babası
Levent Sürücü nün.
Daha öncede pizza yapıyordum lakin, küçük bir iki ayrıntıyı atlıyordum.
Atladığım noktalar:
-Kurumaya kullanmayın. Hamur lezzet ve kıvam olarak aynı olmuyor.
-Hamura sürülen domates sosu ben pişiriyordum. Pişirmeyin.
-Malzemelerin bir kısmının daha önceden yarı pişirilmesi gerekliymiş. Ben pişirmiyordum. Doğal olarak çiğ kalıyorlardı.
-Peynir mozerella sız olmuyor. Kaşarlar ve diğer peynirler fazla kuru ve yağlı geliyor. Mozerella ile karıştırılması öneriliyor.
-Rokfor peynir ise galiba İtalyan pizzanın kralı onsuz sofra eksik kalıyor.
-pizzaları nasıl yuvarlak açıyorları dert etmiştim kendime. dert etmeyin.bir tabak yardımı ile yuvarlak hale getirebiliyorsunuz.
1/27/2010
Home ofice zor ofis.
Diyeceksiniz kolay iş var mı? Bak ne güzel evinde çalışabiliyorsun. Patron dırdırı, iş raporu, iş planı, oldu su, bitti si, mesaisi yok. Gerçekten de yok. Ne yalan şöyleyeyim. Hatta aman erken kalk, tıraş ol, bir duş al, servise otobüse yetiş derdi de yok. Akşama kadar eşim, çocuğumda yanımda kakara kikiri bir emekli hayatıdır yaşayıp gidiyoruz.
Kah Zehra gibi kedilere, kah cami imamına, olmadı komşunun tavuğuna kafayı takıyorum. Bırakırsanız böyle haftalar aylar geçiyor. iş kompüter de olunca çok sosyalleşme gereği de duyulmuyor.
Tüm bu avantajları bir araya koyduğunuzda insanın geniş zamanı varmış gibi geliyor.
Oysa olumsuzlukları da çok fazla. Günü o kadar çok bölünüyorsunuz ki oturup çalışmak için kafanızı toparlayamıyorsunuz. Üstüne farklı şeylerle uğraşmayı seviyorsanız, birinden feragat etmiyorsanız. Gün içerisinde bulduğunuz fırsatlara da bunları tıkıştırıyorsanız. Her biride özen istiyorsa vay halinize.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


